İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Türkiye'de Sınıfların Durumuyla İlgili Bazı Veriler

İşçi Sınıfı ve Emekçilerin Durumu: Sendikaların yaptırdığı araştırmada ortaya çıkan 2010 Şubat ayı verilerine göre açlık sınırı 850 TL, yoksulluk sınırı ise 2500 TL olarak açıklandı.

Hürriyet gazetesinden Şükrü Kızılot’un aktardığı verilere göre “Türkiye’de 2009 yılında, kişi başına düşen milli gelir, yüzde 19 azaldı. 2008 yılında 10 bin 436 dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 2009 yılında yüzde 19 azalarak 8 bin 456 dolara indi. Böylece yüzde 19 fakirleşirken nominal milli gelir, 1950’den bu yana ilk kez 2009 yılında gerilemiş oluyor.”

Gazeteci yazar Mustafa Sönmez de, “gerçek enflasyonun alt ve orta sınıflar için yüzde 25-30 bandında seyrettiğini” belirtiyor. “Gıda maddeleri genelinde yüzde 15’e ulaşan enflasyon, ailelerin harcamalarında önem taşıyan sebze-meyve, et, süt ürünleri gibi kalemlerde yıllık yüzde 30-35’lik fiyat artışları görmüş durumda.

Resmî ağızların söylediklerinden çok daha yüksek yaşanan enflasyon, işçi ve emekçileri yoksullaştırdı. Mustafa Sönmez bu durumun sanayi işçilerini yoksullaştırmasının yanında “memurlara verilen ilk ayın yüzde 2.5’luk zammı, açıklanan resmî enflasyon karşısında tutunamadı ve kamu çalışanları arasında da yoksullaşmanın hızlandığını” belirtti.

Bunun yanı sıra geçtiğimiz gün açıklanan 2009 yılı işsizlik verileri, 1 yılda resmî işsizliğin yüzde 11’den yüzde 14 basamağına tırmandığını, resmî işsiz sayısının 1 yılda 860 bin artarak 3.5 milyona yaklaştığını ortaya koydu. Bu işsizlerin yüzde 38’inin en az lise diploması olan “okumuş işsiz” olduğu, her 100 bilgisayar fakültesi mezunundan 21’i, her 100 eğitim fakültesi mezunundan 15’i işsiz olduğu ortaya çıktı..

Dahası, bilinen gerçek, yüzde 14 işsizlik oranının ve 3.5 milyon işsiz verisinin “resmî” datalar olduğu, yine TÜİK’çe istatistiği tutulan “umudunu yitirmiş işsizler” ile birlikte bu oranın yüzde 20’lere, işsiz sayısının da 6 milyona yaklaştığı gerçeğidir.

2010’da “Kırk Haramiler” Kârlarına Kâr Kattı: Forbes Türkiye dergisinin her yıl yayımladığı “Türkiye’nin en zenginleri” araştırmasının 2010 sonuçları belli oldu.

Sonuçta dikkat çeken noktalar:

Türkiye’nin en zengin 25 ailesi servetlerini iki kat artırmış. Bu aileler toplamda 60 milyar dolarlık bir serveti yönetiyor. Servetine servet katanlar: Erman Ilıcak 2009’da 800 milyon dolar, 2010’da 2 milyar dolar, Şarık Tara 2009’da 1,6 milyar dolar, 2010’da 2,600 milyar dolar, Ferit Şahenk 2009’da 1,100 milyar dolar, 2010’da 2,100 milyar dolar, Murat Ülker 2009’da 1,100 milyar dolar, 2010’da 2,100 milyar dolar ve liste Filiz Şahenk, Semahat Arsel, Rahmi Koç, Suna Kıraç, Mehmet Rüştü Başaran, Hasan Çolakoğlu, Ali Ağaoğlu, Bülent Eczacıbaşı, Mustafa Lütfü Toptaş… Devam ediyor.

Türkiye’nin en zengin ailesi 10,3 milyar dolar servetiyle Sabancı ailesi oldu. Koç ailesi ise 7,1 milyar dolar servetiyle ikinci oldu.

 AKP hükümetiyle sorunlar yaşayan Aydın Doğan’ın serveti 2008 yılı listesinde 2 milyar dolar iken 2009 listesinde Aydın Doğan dahil tüm Doğan ailesi fertleri milyarder unvanlarını kaybetti.  Aydın Doğan’ın vergi cezalarının düşürülmediği 2010 yılı listesinde girişi son anda oldu.

Listede yer alan 75 kişinin serveti enerji sektörüne yapılan yatırımdan geliyor.

 2009 yılında 13 “dolar milyarderi” küresel milyarder listesine girerken 2010’da 28 kişi bu listede yer alacak. Ezilen kesimlerde yaşam standartları hızlı düşüş kaydederken dolar milyarderi sayısının 13’ten 28’e çıkması manidar.

Türkiye’de en zengin %1’lik kesim gelir pastasının yaklaşık %8’ini en zengin binde 1’lik kesim %2’sini, en zengin on binde 1’lik kesim ise pastanın 0,5’ini alıyor. Süper zenginlerin evine ayda 148 bin dolar giriyor.

Bu veriler gösteriyor ki: Bizler yoksullaştıkça onlar zenginleşmektedirler. Bizler kriz “geçirdikçe” onlar rahatlıyor. Bizler kuruşlara talim ettikçe onlar “milyar”lara talim ediyor. Ve bizler ayağa kalkmadıkça zenginler kulübü yaşamaya ve içine daha çok zengin girmeye devam edecektir.

Kapitalizmin dayandığı emek-sermaye çelişkisinde sermaye cephesindeki her kazanç emek cephesindeki binlerce kayba işaret etmektedir. Haliyle emek cephesini güçlendirmek ve sermayeyi geriletip tarihin çöplüğündeki yerini alması için örgütlenip mücadele etmekten başka çıkar yol yoktur.

Örgütlenmenin doğru adresi: İşçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğini savunan bağımsız sınıf tavrı gözeten yerdir.

İŞÇİ BİRLİĞİ 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 324446
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.