İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Apartman Hizmetlisi Hasan Ali Kızılkaya ile Röportaj

Mersinde Apartman Hizmetlisi Olarak Çalışan İŞÇİ BİRLİĞİ Okuru Hasan Ali Kızılkaya ile Yapılan Röportaj

İŞÇİ BİRLİĞİ: Yaptığınız işi anlatabilir misiniz?

Hasan Ali Kızılkaya: Genellikle kapıcılık olarak bilinen yaptığımız iş apartmandaki tüm sakinlerin alış veriş, temizlik, güvenlik, bahçe bakımı vb. işleri kapsamaktadır. Çok eski tarihlere dayanan bir geçmişimiz olmasına rağmen çalışma yaşamında hiçbir saygınlığımız yoktur. Bunun sebebi ise örgütlü olmayışımızdan kaynaklanıyor.

İŞÇİ BİRLİĞİ: Bu sektörde çalışan işçilerin sayısı ve bunlarla ilgili bilgi verir misiniz?

Hasan Ali Kızılkaya: Elimizde çok somut veriler olmamakla birlikte çalıştığım ilde 2000’in üzerinde insan çalışmaktadır. Bu insanların %60-70’i sosyal güvenceden yoksundur. Birçoğu da ücret almadan çalışmaktadır.

İŞÇİ BİRLİĞİ: Sizleri bir araya getirecek örgütlü bir çalışma içine girdiniz mi?

Hasan Ali Kızılkaya: Aslında 15 yıldır apartman görevlileriyle ilgili DİSK’e bağlı bir sendikamız olmasına rağmen (Genel-İş Sendikasına bağlı Konut Şubesi) gerek çalışma hayatımızın çok dağınık olmasından dolayı, gerekse sendikaların gerekli duyarlılığı göstermemesinden kaynaklı örgütsüzlüğümüz sürmektedir. Sendikanın sadece aidat toplayıp çalışan arkadaşlarımızın sorunlarına yönelik politikalar üretmemesinden dolayı birçok üye istifa etmiştir.

İŞÇİ BİRLİĞİ: Mevcut sendikayı neden işlevsel kılma noktasında çaba sarf etmiyorsunuz?

Hasan Ali Kızılkaya: Sendikaların tarihsel gelişimi, sınıfın genel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak oluşu, özellikle 12 ((Eylül)) darbesinden sonraki süreçte işbirlikçi sarı sendikacılığın önünün açılması ile DİSK’i de içine alan bir çürüme ve yozlaşma dönemini yaşamaktayız. Bu durum hem işçi sınıfını hem de hizmet sektöründe çalışan bizleri sendikalara üye olma noktasından uzak tutmuştur. Apartman görevlilerinin oldukça dağınık, örgütlenmesi zor ve zahmetli olduğundan sendikaların bu alana yeterli çaba göstermemesine yol açmıştır. Benim çalıştığım 7 yıllık dönem içerisinde DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Konut Şubesi önemli sayıda bir üyeye sahipti. Bu dönemde bürokratik sendikacılığı aşmayan sendika yetkilileri ile üyelerin aidatlarını toplamaktan öteye gitmeyen bir süreç yaşadık. Bu dönemde onlarca arkadaşımız işten atılmasına rağmen sendika seyirci kalmıştır. Hâlâ birçok arkadaşımız günlük 12 saatin üzerinde çalışmakta, birçoğu sosyal güvenceden ve herhangi bir ücret almadan çalışmaktadır. Bunun yanı sıra çalıştığımız sektörde hizmet ürettiğimiz apartman sakinleri ve yöneticilerin psikolojik baskısıyla da yıpratılmaktayız. Birçok arkadaşımız yaşanan ruhsal sorunlardan dolayı tedavi görmektedir.

İŞÇİ BİRLİĞİ: Yaşadığınız bu sorunları çözmek için neler yapılabilir?

Hasan Ali Kızılkaya: Bizim yaşadığımız sorunların daha ağırını farklı sektörlerde çalışan işçi arkadaşlarımız yaşamaktadır. Bizi diğer işçilerden ayıran en temel sorun dağınık işyerlerinde çalışmamızdır. Örgütlenme konusunda bizi zorlayan en önemli unsurun bu olduğunu düşünüyorum.  Diğer bir etken ise bizim sektörde çalışan arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun örgütlenme ve mücadele konusunda bir geleneklerinin olmamasıdır. Mevcut sendika bürokrasisinin işçi sınıfının mücadelesinin önünde ciddî bir engel oluşturduğunu düşünüyorum. Ülkemizdeki sendikal yaşamın tarihsel geçmişine kabaca bir göz attığımızda bile bugünkü sendikal yapıyla karşılaşmamız sürpriz olmamıştır. Örneğin çalışma yaşamında sınıfın ilk profesyonel anlamda örgütlendiği Türk-İş Konfederasyonu CİA patentlidir. Hemen hemen tüm darbelerin yanında yer alarak sınıf karşıtı ve karşı devrimci bir çizgi izleye gelmiştir. Hatta 12 Eylül faşist darbesinin kurmuş olduğu hükümete bakan bile vermiştir. Sadık Şide’nin bakanlık yaptığı dönemde işçi sınıfının büyük bedeller ödeyerek kazandığı tüm demokratik haklarının gasp edilmesinde önemli rol oynamıştır. Bunun yanı sıra iyi saatlerle ilişkisi yüzünden Türk-İş başkanlarından bakan olan Şevket Yılmaz’ın vukuatını da anmamak eksiklik olur. İşçi sınıfının mücadele tarihinde önemli bir yere sahip olan DİSK’in de geçmişi bu anlamda çok temiz değildir. 1960’lı yılların dünya ve ülkemizdeki gelişen sosyalist ve demokratik mücadelenin atmosferini de düşündüğümüzde Türk-İş’ten kopan ve bağımsız birçok sendikanın bir araya gelerek oluşturduğu DİSK, işçi sınıfının birçok demokratik kazanımına önderlik etmesine rağmen, işçi sınıfının mücadele tarihinde kilometre taşı olan 15/16 Haziran direnişini kırma ve tasfiye etme yolunda devletle işbirliği içerisine girmiştir. DİSK’in 12 Eylül sonrası yeniden sınıf içerisinde örgütlenmeye başladığı dönemden günümüze kadar geçen süreç içerisinde siyasal iktidarların ve IMF’nin dayatmaları karşısında yüz binlerce işçinin sokağa atılmasında gerekli duyarlılığı göstermeyip geçmişinden daha sağ ve geri bir politika izlemiştir.

Günümüzde çalışan insanların çok büyük bir bölümü sendikal örgütlülükten yoksundur. 12 Eylül yasalarının çalışma yaşamının önündeki engeller karşısında da yeterli direnci gösterememiştir. İşçi sınıfı günümüzde yeni bir sendikal anlayışla ve tüm yaşamını kapsayacak nitelikte bir örgütlülüğe ihtiyaç duymaktadır. Sendikal mücadeleyi çalışma yaşamının somut koşullarını göz önüne alarak inşa etmek durumundayız. Örneğin yasalarca güvence altına alınan günlük 8 saat haftalık 45 saatlik çalışma süresi günümüzde birçok sektörde günlük 12 saatin üzerine çıkmaktadır.  Patronun tamamen keyfine ve insafına terk edilen işçi sınıfı mevcut bürokratik sendikacılardan umudunu kesmiştir. Yeniden inşa edilecek işçi sınıfının sendikal örgütlülüğü sadece ekonomik-demokratik taleplerle kendisini sınırlamamalıdır. Çünkü karşısındaki güçler politiktir. Fiilî olarak üretimin içinde görülmeyen ama çok ağır koşullarda hayatın yükünü çeken ev işçileri kadınlarımızı da oluşturacağımız sendikal örgütlülüğün içerisinde örgütlemeliyiz.

İŞÇİ BİRLİĞİ: Bu konuda son söyleyecekleriniz nelerdir?

Hasan Ali Kızılkaya: İşçi sınıfının üzerine çöken yılgınlığı, teslimiyeti ve pasifizmi bir nebze de olsa umuda dönüştüren TEKELişçilerinin direnişini selamlıyorum. Önümüzdeki süreç sınıf açısından zorlu ve sancılı olacaktır. Ama aynı zamanda yaratacağı dinamiklerle kurtuluşa doğru giden yolda kendi örgütlülüğünü yaratacaktır. Tüm İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi çalışanlarına ve okurlarına başarılar diliyor, selamlıyorum.

İŞÇİ BİRLİĞİ 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 946355
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.