İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

15/16 Haziran Nedir? Nasıl Aşılır?

1970 15/16 Haziran Direnişi’nden günümüze 40 yıl geçti. Henüz aşılamayan ve özünde siyasî bir hareket olan 15/16 Haziran Direnişi günümüzde de sınıflar mücadelesinde tutulacak Ana Halka’yı işaretliyor. İşçi sınıfının sendikal ve siyasî birliğinin önemini öğretiyor.

15/16 Haziran Direnişi 100 yıllık sınıflar mücadelesi tarih ve devrimci geleneklerimizin, 1946 Sendikalar Birliği deneyiminin, SADA’nın, DİSK’in, anılan-anılmayan etkinliklerimizin uzantısında gerçekleştirilmiştir.

Yazı başlığındaki soruları, İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetemiz’in sayfalarını yerinde kullanmak, günümüzde bağımsız sınıf tavrı gözeten kadroları düşündürmek amacıyla ve aşağıda sıraladığımız soruları yönelterek cevaplamayı daha uygun buluyoruz:

  • 1970 15/16 Haziran Direnişi günümüzdeki sınıflar mücadelesine neleri hatırlatıyordu ve neden bir türlü aşılamıyordu?
  • Bu kütlesel çıkışın kendisinden önceki sınıflar mücadelesi tarih ve devrimci geleneklerimizle olan organik bağı ile sonrasındaki direniş, grev, işyeri işgali, yürüyüş vb. eylemlerle ilişkisi nasıl kurulmalıydı?
  • Bu Direniş, doğurduğu çok yönlü siyasî, hukukî sorun ve sonuçlarıyla nasıl incelenmeliydi?
  • 15/16 Haziran Direnişi’nin işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliği mücadelesindeki yeri ve önemi neydi?
  • O günkü sendikal hareketlerle siyasî sol örgütlerin konumu nasıldı?
  • Günümüzdeki sendikal ve sol siyasal örgütlenmelerin açmazları nereden kaynaklanıyor ve neden bir türlü aşılamıyor? 
  • Tarihsel-sosyal-sınıfsal haklılıklarıyla modern üretim yapan tüm fabrikalarda iş bırakan, alanları fetheden, başta İstanbul-Kocaeli-Sakarya güzergâhı olmak üzere iki gün süreyle 200 bin insanı seferber edip harekete geçiren, emekçileri, işsizleri, aydınları ve ilerici gençliği eyleme çeken işçi sınıfı, tüm ülkede eyleme katılma ve yayılma istidadı gösteren, bu eylemle burjuvaziye ve işçi sınıfı adına politika ürettiğini sananlara nasıl bir ders vermişti? Bu Direniş’in özü neydi?
  • 15/16 Haziran Direnişi nasıl örgütlenmişti? “Anayasa Direniş Komiteleri” hangi amaçla, nasıl ve hangi kadrolarca bir yıl öncesinden direnişi örmüş ve kadroları harekete geçirmişti?
  • Tutarlı bir tarih ve sınıf bilincini kuşanarak Direniş’i tabanda ören, eylemde kurmaylık görevini üstlenen  nüvelerin gücü ve açmazları neydi?
  • Sendika bürokrasisi ile işçi aristokrasisinin zaafı ve harekete verdiği zararların sınıfsal açıdan yorumu nasıl yapılmalıydı ve neden bir türlü giderilemiyordu?
  • İşçi sınıfının 100 yıllık sınıflar mücadelesi tarih ve devrimci geleneklerimizin ideolojik-politik-örgütsel mirasını da arkasına alarak gerçekleştirdiği  bu kütlesel çıkıştan sonra nasıl çok yönlü derslerle sonuçlar çıkarılmalıydı?
  • Bu tarihi direniş Zonguldak, Ankara, Eskişehir, Bursa, İzmir, Adana gibi modern proletaryanın yoğun olarak bulunduğu kentlere yayılma istidadı gösterdiğinde o günkü Adalet Partisi (AP) iktidarı tarafından TSK’yi devreye sokup sıkıyönetim ilan ederek neden durdurulmak istenmişti?
  • Bir kısım DİSK yöneticileri, sendikacılar, sınıf bilinçli öncü işçiler, ilerici gençler, devrimciler, komünistler neden gözaltına alınmış ve sıkıyönetim mahkemelerine sevkedilerek yargılanmıştı?
  • Direnişi tabanda ören, eylemde öncülük eden, mahkemelerde sosyalizmi ve hareketin haklılığını savunan kadrolar hüküm giyerken 15/16 Haziran Direnişi’nin örgütlenmesinde ilk rolü belirleyen ve sonradan “cızdım oynamiram” diyen sendikacılar neden beraat ettiriliyordu?
  • AP’nin uyguladığı işçi düşmanı politikalara ve sıkıyönetime rağmen fabrika işgalleri durdurulamamış, Direniş yer yer çeşitli işyerlerinde devam ettirilmişti, bu türden bir örgütlülük neyi ifade ediyordu?
  • 15/16 Haziran Direnişi karşısında sermaye sınıfının korkusu, patronların yurtdışına kaçmak için hava alanlarında bilet kuyruğuna girişi, işçi sınıfına, emekçilere ve sosyal muhalefet dinamiklerine neyi anlatıp öğretiyordu?
  • Sağlı “sol”lu burjuva politikacıları bir yandan Sovyet ve komünizm düşmanlığını pompalıyor, diğer yandan satılık ve kiralık kalemleriyle basın-yayın faaliyetleri aracılığıyla 15/16 Haziran Direnişi’ni 1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi arifesindeki direniş, isyan, başkaldırı, ayaklanma ve öteki tüm kütlesel çıkışlarla mukayese ederek neden kitleleri yanıltmaya çalışıyordu?
  • İşçi sınıfı ve sosyalizm adına(!) ahkâm kesenler, neden emek-sermaye baş çelişkisi yerine küçükburjuva gençliğini öne sürüp bilim ve akıldışı kır-kent teorileri ile iştigal ediyordu?
  • Bağımsız sınıf tavrı gösteren, işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğinin önemini vurgulayan Proleter Devrimci kadrolara ve onların o günkü örgütlerine karşı “öncü parti”, “önder parti”, “kitlesini arayan parti” diyerek karşı çıkanlar neden bir türlü “Gençliğin Yolu İşçi Sınıfının Yoludur” şiarının eksenine çekilemiyordu?
  • Hareketi tabanda ören, eylemde öncülük yapan ve nihaî amacına taşımaya çalışan, poliste, işkencede, hapishanede ve mahkemelerde devrimci direngenlik gösteren, sosyalizmin onurlu sesini yükselten, 15/16 Haziran Direnişi’nin tarihsel-sosyal-sınıfsal haklılığını haykıran ve de hareketi her koşulda savunan Direniş’in asıl kadrolarının bir daha hiçbir işyerinde işbaşı yaptırılmamaları konusunda (ki, sayıları 5 bini aşkın proletarya devrimcileridir bunlar) sendika bürokrasisi+TUSİAD+MESS+MİT neden anlaşmışlardı?
  • AP iktidarı o günkü 274 ve 275 sayılı sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanunlarında yapmaya çalıştığı gerici-kısıtlayıcı düzenlemelerle, lokavtı bir hak olarak görmekle, devlet sendikacılığını dayatmakla,  işçi sınıfının sendikal birliğini gerçekleştirmeye aday  DİSK’i ortadan kaldırmayı amaçlıyordu. Böylece grev yapmayı kısıtlayan, işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğine darbe vuran, sendikaların ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü konfederasyonlar ve birlikler kurmasını engelleyen bir düzenleme yapmaya neden yeltenmişti?
  • AP’nin TBMM’ye sunduğu bu kanun değişikliği uzun yıllardır devlet terörü, baskısı, tehdit ve artı-değer sömürüsüyle bunalan kitlelerin sokağı denemesine yol açan, yani  bardağı taşıran bir son damla niteliğindeydi. 15/16 Haziran Direnişi organik ilişkili, iç örgütlülüğe sahip, tabandaki nüvelerin omuzladığı, sendika bürokrasisinin ihanet ettiği, fakat İşçi Sınıfı Partisi’nin kurmaylığından yoksun bir ayağa kalkış, taleplerini haykırış ve hak arama eylemiydi. İşçi sınıfı; sınıflar mücadelesinde ilk kez ve bu düzeyde kütlesel biçimde kendisi için sınıf olma mücadelesinde öne çıkıyordu.
  • AP iktidarı anılan yasal düzenlemeleri gündeme getirerek, kendi hukuksal varlığını dahi tartışma konusu yaparak o günkü mevcut yasaları ve anayasayı çiğnemeye nasıl ve neden cüret etmiş / edebilmişti?
  • 15/16 Haziran Direnişi gerçekleştirilmeseydi anılan yasal düzenlemeler  meclislerden kolayca geçebilecek ve de Anayasa Mahkemesi AP’nin gerici yasal düzenlemelerini iptal etmeyip nasıl onaylayabilecekti?
  • 1970’li yıllarında dünyada ve ülkede sınıflar mücadelesindeki güçler dengesi nasıldı?
  • Ulusal ve evrensel ölçeklerdeki kuvvet ilişkileri nasıldı? Nasıl bir dünyada yaşıyorduk?
  • T. C. devleti uyguladığı NATO’cu, PENTAGON’cu, CIA’cı, IMF’ci, DB’ci, TDÖ’cü politikalarıyla işçi sınıfını, emekçi halklarımızı işsizlik ve pahalılık cehenneminde neden ve nasıl yakmaktaydı?
  • Burjuvazinin ithal ikameci, montaja dayalı sanayileşme politikası, işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki artı-değer sömürüsü, hak arama, taleplerini dile getirme, sendikalaşma, direniş-grev haklarını kullanma ve diğer temel hak ve özgürlüklerini özgürce kullananlara karşı baskı ve terör uygulayışı, Anadolu emekçi halkları üzerindeki inkar-imha ve asimilasyon politikaları nasıldı?
  • Bu ve benzeri soru ve sorunlarımızı bugünkü sınıflar mücadelesinde kimi rol ve sorumluluklar alan kadrolar için daha da çoğaltabiliriz.

İşçi-Kitle, Köylü-Kitle ve Gençlik-Kitle çalışması yapan, fakat henüz burjuvaziyle tarih ve insanlık önündeki haklılıklarıyla boy ölçüşecek birleşik-güçlü-güvenilir ve donanımlı Kurum ve Araç’lar üretememiş olmanın acısını çeken Proleter Devrimci kadrolara yöneltilecek bu türden sorularımızın bizce çok haklı gerekçeleri bulunmaktadır.

15/16 Haziran Direnişi’nin ektiği tarihsel direniş ve hak arama yöntemlerinin tohumları toplumumuzda yer yer filizlenmektedir. Bunun en somut örneği TEKEL Direnişi’ni gerçekleştiren, 1 Mayıs 2010 günü tüm ülkede alanları dolduran kadroların eylemlerinde görülmektedir.

15/16 Haziran Direnişi kütlesel çıkışların nasıl bir güvenceyle örgütlenmesi gerektiğini ve işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğinin ne denli önemli olduğunu öğretmiştir.

Günümüzde gerici reform dahi yapamayan AKP ve öteki burjuva partilerinin işçi sınıfı ve emekçi halk düşmanı politikaları, 15/16 Haziran Direnişi’nden öğrendiklerimizle, sokağı tutarlı-somut-amaçlı bir iktidar projesiyle kullandığımızda ancak aşılabilecektir. 15/16 Haziran Direnişi’nin aşılabilmesi, İŞÇİ-BİRLİĞİ  Gazetemiz’in sürekli gündemde tuttuğu yöntemlerle, ‘somut şartların somut tahlili’ , tutarlı ideolojik-teorik çalışmalarla bütünleşmeye aday tutarlı İşçi-Kitle, Köylü-Kitle ve Gençlik-Kitle çalışmalarıyla, ve de bu türden çalışmaları anlamlı kılacak işçi sınıfının sendikal ve siyasal birliğinin gerçekleştirilmesiyle ancak aşılacaktır.

15/16 Haziran Direnişi’nin günümüzde yaşayan bir tanığı, sanığı ve bu sürecin kitaplaştırılıp belgelenmesini sağlayan bir işçisi olarak tarihsel iyimserliğimizle bu yolda emek güçlerini buluşturup seferber eden tüm kadroları kucaklayacak inisiyatiflere ihtiyacımız olduğunu vurgulayarak yazıyı noktalıyorum.

Sırrı Öztürk

Not: Ayrıntılı bilgi için bakınız: S. Ö., İŞÇİ SINIFI SENDİKALAR VE 15/16 HAZİRAN -Olaylar-Nedenleri-Davalar-Belgeler-Anılar-Yorumlar-, Sorun Yayınları, 2. Baskı, Ekim 2001.
(İŞÇİ BİRLİĞİ)


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 359548
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.