İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Filistin Aynasında Türkiye Gerçeği

Filistin, Irak ve Afganistan'daki işgalci güçlerin vahşi kıyımları ve suçları Türkiye'deki emekçilerin tümünün haklı öfkesini toplamaktadır. Yapılan anketlerde bu işgallere bağlı olarak gündeme gelen "ABD karşıtlığının" en yüksek oranlarda göründüğü ülkelerden birisinin Türkiye olmasının emperyalistleri ve işbirlikçilerini ciddî olarak kaygılandırdığı geçtiğimiz yıllarda basına yansımıştı.  Bunun bilincinde olan sağlı "sol"lu burjuva partileri de bu haklı ve güçlü öfkeyi demagojik çıkışlarla oya dönüştürebilmek için ciddî çaba harcamaktadır. Bu girişimin meşhur "van minüt" provasından sonraki ve çok daha çarpıcı bir örneği Mavi Marmara gemisinde İsrail güçlerinin gerçekleştirdiği vahşi katliamdan sonraki süreçte yaşandı. AKP hükümeti bu işe beklenebileceği gibi balıklama atladı, kimilerine göre ise başından beri içindeydi. Bizim kimi burjuva gazeteleri gibi yerli-yabancı servislerin servis ettiği bilgilerden yararlanma imkanımız olmadığı, ve yine burjuva gazetecileri gibi hiçbir bilgi sahibi olmadan varsayım ve tahminlerimizi birer veriymiş gibi yazmak ilkelerimizle bağdaşmayacağı için, olayın arka planındaki güçler üzerinde dedektifvari spekülasyon yürütemeyeceğiz. Bunun yerine biz işin başka bir yönü üzerinde, Filistin aynasında yansıyan Türkiye gerçekliği üzerinde durmayı tercih ediyoruz.

Filistin'de kameraların önünde bir Arap gencinin İsrail askerleri tarafından acımasızca dövülmesine, işkence edilmesine bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de duyarlı insanlar haklı ve büyük bir tepki gösteriyorlar. Kadın, ihtiyar, çocuk topyekûn bir Filistin halkının tanklara ve makineli tüfeklere karşı taşlarla ve kendi gövdeleriyle direnmeleri tüm dünyada ve Türkiye'de büyük bir sempati topluyor. Gelin görün ki, Filistinli Araplara karşı İsrail devleti tarafından uygulanan vahşi baskı ve katliamlara samimi bir duyarlılık ve tepki gösteren Türkiye'deki aynı insanlar, resmî ve gayrı-resmî propagandayla şartlanmış olarak Gazze'de ya da Batı Şeria'da yaşananlara benzer sahneler Diyarbakır'da, Hakkari'de ya da Van'da yaşanırken son derece duyarsız olabiliyorlar. İsrail toplumunun önemli bir bölümünün Filistinlilere karşı beslediği şoven, aşağılayıcı, düşmanca duygulara birebir aynı duygulara ve bunları körükleyen söylemlere kendilerini kolaylıkla kaptırabiliyorlar. Örneğin, 2009 "23 Nisan Çocuk Bayramı"nda Hakkari'de 14 yaşında bir çocuğun kameraların komaya sokuluncaya kadar dövülmesi ve oracıkta ölüme terkedilmesinin görüntüleri veya 2006 Nisan sonu ve Mart başında bölgedeki olaylarda çok sayıda çocuğun ve gencin polis kurşunuyla can vermesi, basına uzun süre konu olmadığı gibi İsrail'deki görüntüler kadar büyük bir infial yaratmamaktadır. Aslında bu görüntüler dünya basınında da Filistin'deki benzer görüntüler kadar bile yer bulmaması bütün emperyalist ülkelerin Türkiye'deki Kürtlerin baskı gördüğüne işaret eden olguları abartmak için herşeyi yaptıkları şeklindeki resmî propagandanın ne kadar temelsiz olduğunun ve dünyada Filistinli Araplardan daha yalnız bırakılmış bir halk varsa onun da Kürt halkı olduğunun başka bir kanıtıdır. Türkiye cumhuriyeti başbakanı günümüzde dünya liderlerine Filistinli çocuklara yapılanlara nasıl kıyıyorsunuz diye insanlık dersi verirken, Türkiye'deki anılan cinayetlerle ilgili olarak "polisimiz anne de olsa çocuk da olsa gerekeni yapacaktır!" diye devlet terörüne sahip çıkan ve açıkça yenilerini teşvik eden açıklamalar yapabilmişti. Bu açıklamalardan sonra daha fazla çocuk ve genç öldürülmüştü.

Kürt halkına karşı şoven önyargılar ve utanç verici bir çifte standartlı yaklaşım en bilgili, en "saygın" burjuva aydınları tarafından sistematik olarak desteklenmekte ve daha da körüklenmektedir: “Zaten bu Kürtler böyledir, bunlar medenileşememişlerdir, bunlar çocuklarına bile kıymet vermiyorlar ki.” 2006 yılında Terörle Mücadele Kanunda binlerce çocuğun hapse atılmasıyla sonuçlanan düzenlemeler bugün “demokratik açılım” yapan hükümet tarafından burjuva basının desteğiyle, bu söylemlere dayanarak gündeme getirilmişti. Filistin'de tankın karşısına elindeki taşla çıkan çocuk bir kahramandır, bir "küçük generaldir", onun hakkında burjuva basınındaki aklı evvellerden biri bile "yahu bu çocuğun anası babası yok mu, buna nasıl izin veriyor, bu Araplar nasıl insan" gibi sorular sormayı aklına bile getirmez. Oysa Diyarbakır'da ya da Hakkari'de bir polis panzerine taş atan çocuk "yarının teröristi"dir veya "terörün maşası olarak kullanılan bir zavallı"dır. Bunlara çocuk denilerek göz yumulursa devlet çöker. Bu türden ucuz demagojiye aldanan insanlar acaba İsrail devletinin sözcülerinin Filistinli çocuklara ve analara yapılan eziyetleri farklı sözcüklerle izah ettiklerini mi sanıyorlar? Bu türden şoven demagoji giderek daha az insanı ikna eder hale gelmektedir ve başbakanınki gibi sahte çıkışlar bu çelişkinin (İsrail'de insanlık dersi verirken, Türkiye'de insanlığı bir tarafa bırakanların ve polis kurşununa güvenenlerin çelişkisinin) yalnızca daha da çarpıcı biçimde ortaya çıkmasına yol açmaktadır.

İşin bir diğer çarpıcı boyutu da hükümet karşıtı "laik" cenahın temsilcisi olarak sağlı "sol"lu burjuva partilerinin ve yayın organlarının dış politika sözcülerinin bu olaya verdikleri tepkidir: “Bütün sorunlarımız bitti bir tek Gazzelilerin dertlerine sözcülük etmek mi kaldı. Ya Kıbrıs’taki Türkler, Irak'taki Türkmenler, Uygur Türkleri, bunların hukukuna kim sahip çıkacak, başbakanımız bunları unuttu mu, Türkiye devletinin önceliği bunlar değil mi?” Bunların T.C. devletinin belli bir ırkın devleti olmadığını, Türk devletinin temeli olan Türk milliyetçiliğinin sözümona ırk esasına dayanmadığını vb. sürekli geveleyip duran aynı kişiler olması ne kadar düşündürücüdür.

Gerçeklerin gözünün içine dürüstçe bakmasını bilen her insan için, Filistin aynasında Türkiye gerçeği daha bir net ortaya çıkmıyor mu?

Hasan Demirci


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 729004
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.