İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

TÜSİAD’ın Dediği Olur!

Patronların kaymak tabakasının örgütü TÜSİAD, kendi internet sitesinde, aşağıdaki tabloyla Türkiye ekonomisindeki yerini ortaya koymaktadır:

TÜSİAD, yaklaşık 600 üyenin temsil ettiği önde gelen 2.500 şirketten oluşmaktadır.

Bu veriler, 600 TÜSİAD üyesinin, “ekonomiye katkısı” olarak sunulmaktadır. Başka deyişle, “TÜSİAD’ın 600 üyesi olmasaydı, bu kadar istihdam, bu kadar üretim, bu kadar vergi yok olurdu” denmektedir. Patronlar, her zaman olduğu gibi, işçilerin günbegün çalışarak yarattığı zenginliği, kendi katkıları gibi sunmaktadır.

Patronlar bu sözde katkılarıyla övünedursunlar, bu verileri dikkatle incelediğimizde şu sonuçlar çıkıyor:

-Sadece 600 TÜSİAD üyesi, Türkiye’de çalışanların yarısını çalıştırmakta, sanayi üretiminin %65’ini, dış ticaretin ise %80’ini elinde tutmaktadır.

-Herhangi bir burjuva gazetesinin ekonomi sayfasında göz gezdiren herkesin görebileceği gibi, ekonomiyle ilgili tartışma ve çalışmaların en büyük kısmı, “dış ticaret” ve “sanayi üretimi” üzerine yürütülüyor. Devletin de öncelikleri bunlardır. O halde, ekonomik, ekonomiyle bağlantılı olarak da siyasî karar ve uygulamaların hemen hemen hepsi, söz konusu 600 üyenin çıkarları etrafında dönmektedir.

-TÜSİAD’ın istihdamdaki payı %50 iken, üretimdeki payı %65, dış ticaretteki payı %80’dir. Bu demektir ki, sermaye birikiminin büyük kısmını elinde tutan bu kesim, bu sermayenin ülke ortalamasından daha büyük bir kısmını makinelere ve fabrikalara, ortalamadan daha azını emek-gücü alımına yatırmakta, böylece daha verimli üretim yapmaktadır. Aynı zamanda, kurumlar vergisindeki payları, hepsinden çok olduğuna göre, elde ettikleri kârlar da, kullandıkları emek-gücü ve üretimdeki paylarıyla aynı oranda değildir. Demek ki, 600 üye, sadece kendi işçilerinin yarattığı değil, diğer işçilerin yarattığı zenginlikten de pay almaktadır.

-Sermaye sahipleri, her zaman, bir yandan kullandıkları emek-gücü oranını azaltıp, diğer yandan üretimlerini ve karlarını arttırmaya çalışırlar. Sermayeye dayalı bir ülke ekonomisinde, bu nedenle, işsizliğin yapısal bir sorun olması kaçınılmazdır. TÜSİAD üyeleri de, sermayenin doğasına uygun olarak, yukarıdaki verilerde görülen eğilimi sürdürmek, istihdamdaki paylarıyla üretim ve kârları arasındaki mesafeyi açmak için çalışacaklardır. Onlar buna çalıştıkça, ekonominin en canlı olduğu zamanlarda bile işsiz kalan kitlenin sayısı artacaktır.

Bütün bunların sonucunda oluşan sürekli işsizliğin, üretimin doğası gereği katlanılması gereken bir zorunluluk olduğunu, başbakan, %10 gibi bir işsizliğin her yerde olduğunu, buna karşı konulamayacağını çeşitli yerlerde ifade ederek sürekli belirtiyor. Fakat işsizlik oranı bunun da çok üzerine çıkıp korkutucu boyutlara ulaştığında, şu dahiyane bir formülü tekrarlıyor: “1,3 milyon TOBB üyesi 1’er kişi fazla çalıştırsa işsizlik sorunu çözülür”. Öyle ya, 600 TÜSİAD üyesi ekonomiye bu kadar "katkı" yapıyorsa, küçük-büyük her boydan 1,3 milyon sermaye sahibi de elini taşın altına koyup bir şeyler yapsın(!). Bununla birlikte, TOBB’dan “bizim üyelerimizin büyük kısmı zaten 1 kişilik işletmeler, bunlar nasıl birer kişi fazladan istihdam etsin” cevabını alan başbakan, “istihdama mucize çözümler getirdiği” için TÜSİAD tarafından alay edilmekten kurtulamıyor.

Sonuç olarak TÜSİAD sermayesi yukarıdaki tabloda görülen ağırlığını korumakla kalmayıp giderek arttırdığı sürece -ki gerçek durum tam da budur-, "İstanbul sermayesinin tekelinin artık kırıldığı" üzerine sözler anlamsız gevezelikten öteye geçemeyecektir. Türkiye'de sermaye iktidarı bir devrimle yıkılmadığı sürece, ekonomik, sosyal, siyasal tüm alanlarda son tahlilde "TÜSİAD'ın dediği olur" kuralı geçerli olmaya devam edecektir.

İŞÇİ BİRLİĞİ


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 144792
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.