İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Dünümüz-Bugünümüz-Yarınımız

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi çalışanlarına merhaba. Gazetenizi düzenli takip eden bir okurunuz olarak her sayıya düşüncelerimi, gözlemlerimi ve çalıştığım yerde karşılaştığımız sorunları yazmaya çalışıyorum. Yeni sayınıza ilişkin hem çalıştığım hastane de hem yaşadığım mahallede karşılaştığım toplumun üç kuşağının genel sorunları ile ilgili gözlemlerimi yazmaya çalıştım.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Güzel bir söz vardır. “Çocuklar geleceğimiz, gençler bugünümüz, yaşlılar da geçmişimiz” diye. Bu söz dünü, bugünü ve geleceği çok iyi özetliyor. İlk önce dünümüz olan yaşlılara bir göz atalım. Yaşlılarımız yaşamları boyunca çalışıp dururlar, emeklilik dönemlerinde biraz rahat etsinler diye. Ama emekli olan yaşlılarımız hiçbir zaman rahat edemez. Emekli olsalar da hayatlarını sürdürebilmek için gene çalışmak zorunda kalırlar. Hâlbuki zengin kapitalist ülkelerde emekli olan yaşlılar dünyayı gezip günlerini gün ederler. Gerçi şimdiki SSK sistemimize göre artık emekli de olamayacağız. İş bulabildiğimiz ölçüde ölene kadar çalışıp duracağız. Hoş gerçi bazıları da işimiz olsun da ölene kadar çalışmaya razıyız diyebilirler. Çünkü günümüzde işsizlik hat safhada. Özellikle yüksek öğrenim gören gençlerin çoğu işsizlikle karşı karşıyadır. Öğrenimlerini bitiren gençlerin çoğu istihdam edilmiyor. Çünkü önlerine KPSS diye bir sınav konularak gençler kepaze ediliyor. Küçük yaşlarda atelyelerde, sanayide çalışan gençlerimiz de çok düşük ücretlerle, işten kovulma korkusu ile yaşamaktadırlar. Etrafımıza baktığımızda çoğu gencin hayattan bezgin, yılgın, umutsuz olduğunu ve depresif bir neslin türediğini görebiliriz. Aslında bu nesil 1980’den sonra devletin ülkenin ilericilerini yıldırma ve geleceğini teslim alma politikaları ile inşa edildi. Çünkü düşünmeyen, sorgulamayan, politikaya karışmayan bir nesil yaratılmak isteniyordu. 1980 darbesinden sonra insanlar o kadar korkutulup sindirildi ki insanlar her şeyden ürker hâle geldi. O zamanın aktif solcularının çoğu bile kendi çocuklarını politikadan uzak tutmak için ellerinden geleni yaptılar. Şimdiki gençlerimize baktığımızda araştırmayan, üretmeyen, okumayan hatta okuduğunu anlamayan bir gençliğin türediğini görürüz. Eskiden okuma alışkanlığı küçük yaşlarda kazandırılmaya çalışılırdı. Ebeveynler, çocuklarını kitap okumaya alıştırmak için kitap alırlardı. Şimdi ise çözmeleri için test alıyorlar. Kitap okuyan bir çocuğa ailesi kitap okuyacağına “bir test çöz” demektedir. Çünkü çocuklar yarış atı gibi yarıştırılıyor. Paylaşma duygusunun yerini rekabet, sevginin yerini nefret, ortak üretim yerine bireysel başarı gibi sahte duygular daha çocuk yaşlarda sistematik bir eğitim politikası ile çocuklara aşılanıyor. İlk önce SBS sınavıyla karşı karşıya gelen çocuklar sonra ÖSS şimdiki adıyla LYS, sonra da KPSS vb. sınavlara tâbi tutuluyorlar. Yani durmadan sınava hazırlanıp sınava girmek durumundadırlar.  Çocuklarımızın da durumu bu ne yazık ki. Yani bu ülkede ister çocuk ister genç ister yaşlı olun hiçbir şekilde rahat bir yaşam süremezsiniz. Dünümüz, bugünümüz ve yarınımız tehlikede.

 İstanbul Üniversite Hastanesinden Bir İŞÇİ BİRLİĞİ Okuru


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 940368
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.