İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Çalıştığım Havzada Gazetenin İşlevi Hakkında Bazı Gözlemler

İŞÇİ BİRLİĞİ emekçilerine ve okurlarına merhaba;

İstanbul’da, Türkiye sanayisinin en büyük havzalarından birinde yer alan bir fabrikada çalışıyorum. Burada çalışan işçilerle kurmaya çalıştığım ilişkilerden elde ettiğim deneyimleri gazetemizin emekçi ve okurlarıyla paylaşmak istiyorum.

Bir süredir, işçilerle iletişime geçip, sorunlarını dinlemeye, mümkün olduğu kadar da bildiklerimi onlara aktarmaya ve onlardan öğrenmeye çalışıyordum. Bu iletişimi nasıl geliştirebileceğimi düşünürken, gazetemizin yayınlanmasından sonra çalışmalarımı gazete üzerinden geliştirmeye yoğunlaştım.

Gazete işçilerle iletişimimi geliştirmede gerçekten çok olumlu bir rol oynadı. Önceleri 1-2 işçiyle konuşup, siyasî konuları gündeme getirmekte zorlanırken, gazeteyi elden verip ilişki kurduğum işçilerin sayısı arttı, hem onlarla hem de onlarla konuştuğumu gören diğer işçilerle doğrudan siyasî konular üzerinden tartışma yapma imkanım doğdu.

Gözlemlerime göre, işçi arkadaşlar gazeteye olan yaklaşımları ve genel bilinç seviyeleri bakımından aşağıdaki gibi gruplara ayrılabilir:

1- Daha çok sendikal alanda pratik çalışmaların içinde yer alan, işçi sınıfının maruz olduğu sömürü ve sosyalizm hakkında az-çok bir şeyler bilen, sendikayla doğrudan irtibat halinde örgütlenmeye çalışan işçiler. Bu seviyedeki işçilerin gazeteye karşı tavrı çok olumlu oldu, bazıları verir vermez abone olmak istediklerini söylediler. Bu arkadaşların gazeteden beklentilerini öğrenmeye çalıştığımda birisinin ettiği şu söz, bu grubu karakterize edebilir: “1 Mayıs Nedir? diyorsunuz, güzel de yazıyorsunuz, ama biz 1 Mayıs’ın ne olduğunu az-çok biliyoruz. Siz bize nereden başlamamız, ne yapmamız gerektiğini söyleyin.”

2- Maruz kaldıkları koşullardan dolayı öfkeli, çevresindeki çalışanların ve halkın sorunlarına duyarlı, bu konuları düşünen, tartışmak isteyen işçiler. Bu arkadaşlar somut , kalıcı, hedefleri ve amaçları belli örgütlenmeler istiyorlar. Çoğu eylemin dağınık kalması ve bir sonuç alınamamasıyla birlikte, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen insanların çokluğu morallerini bozuyor. Gazeteyi ilk verdiğim kişi böyle bir arkadaştı. İletişime geçince, kimin kendilerinden daha bilinçli olduğunu, gazeteyle ilgilenebileceğini gösterip onlara ulaşmamı sağlıyorlar. Öyle ki bu arkadaşlardan birisine gazete verip ertesi gün okuyup okumadığını sorduğumda: “hayır okumadım, ama onu bir arkadaşa verdim, maksat adam kazanmak” demişti.

Bu şekilde iki gruba ayırdığım arkadaşların arasında kalın bir ayrım çizgisi yok. Birincilerde olan bazı olumlu yanlar ikincilerde, ikincilerde olan bazı olumlu yanlar da birincilerde olmayabiliyor. En önemli ayrım, birincilerin ellerinden geldiğince pratik örgütçü çalışmaya zaten başlamış olmaları. Şu ana kadar gazeteyi ulaştırdıklarımın hepsi bu iki gruba ayırdığım arkadaşlar.

3- Milliyetçi, dinci vb. gerici ideolojilerin yoğun etkisindeki arkadaşlar. Aslında bu işçilerle de, kendi hayatlarındaki deneyimleri üzerinden iletişime geçme imkanı bulunuyor. Örneğin, MHP’ye oy verdiğini söyleyen bir işçiyle hükümete hangi parti gelirse gelsin ülkeyi TÜSİAD’ın yönettiği gerçeği konusunda bir tartışma yaşamadık. Önemli olan, bu arkadaşlarla bağlantının doğru yollarını bulabilmek. Böyle bir işçi arkadaşın, ordu ve askerlik konusunda kendi yaşam deneyiminden çıkardığı kimi sonuçlar ideolojik konumuyla yüz seksen derece zıt olabiliyordu. Ancak kafasında bu çelişkiyi henüz bir çözüme kavuşturamamıştı. 

4- Son olarak, bir sınıf olarak hareket etmeye en uzak olanlar geliyor. Bazı arkadaşlar, bir işçi olarak kendi çektikleri sıkıntıları dışa vursalar da, birlikte hareket etme fikrinden uzak duruyorlar. Böyle bir işçiye TEKEL işçileriyle dayanışma eylemi hakkında fikrini sorduğumda şunu söyledi: “Ben başkası için niye eylem yapayım? Bu fabrika benim karnımı doyuruyor. Doyurduğu sürece onlara karşı çıkamam.” Aslında TEKEL işçilerinin birçoğu da kapının önüne konulana kadar muhtemelen böyle düşünüyorlardı. O yüzden bu son gruptaki işçilerden ümitsizliğe kapılmak doğru değil.

Bu son iki gruptaki işçilere ulaşmanın da imkanı var. Fakat bu her şeyden önce ilk iki gruptaki daha bilinçli arkadaşları kazanmaktan geçiyor. Tersi bir yol izlemek sadece zaman kaybı olmaya mahkûmdur. Öncelikle daha ileri arkadaşlarla bağları sıklaştırıp, onları gazete ve başka araçlarla pratik çalışmaların içine sokmanın yollarını bulmamız gerek.

Çalıştığım bölgede, birbirinden farklı işkollarında yer alan fabrikalar çeşitli yerlere dağılmış durumdalar. Aynı işkolunda bile olsa farklı fabrikalarda çalışan işçilerin aralarında bağlantı kurmaları zor oluyor. Farklı işkollarında çalışınca bu bağlantı daha da zorlaşıyor. İşçiler çevrelerinde yer alan fabrikalardaki arkadaşlarını tanımıyorlar. Çeşitli fabrikalarda gelişen eylem ve direnişlerden haberleri olmuyor. Her bölgede, her fabrikadaki bilinçli işçilerin birbirlerinden haberdar olmasını, iletişime geçmelerini sağlamak gerekiyor. Farklı fabrikalar arasında iletişim sağlandığında, bu işçilerin moral açısından da güçlenip pratik çalışmaları geliştirecekleri belli oluyor.

Gazete bu iletişim ve haberleşmeyi sağlamak için en uygun araç. Bu aracı doğru şekilde kullanırsak, işçi sınıfı içinde kök salmayı başarabiliriz. Ancak bunun için, dağıtım, bilgi toplama gibi konularda giderek daha profesyonelce çalışmanın yöntemlerini geliştirmeliyiz. Siyasî gelişmeleri doğru yorumlarken, yerel gelişmeleri de takip edip gerektiğinde tek tek fabrikalardaki eylemleri diğer işçilere anlatan bültenlerle desteklediğimiz, ve hangi fabrikaya nasıl ulaşılacağı konusunda yaratıcı çözümler bulduğumuz zaman gazetemiz istenen rolü oynayabilecektir.

İstanbul’dan Bir İŞÇİ BİRLİĞİ Emekçisi


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 345252
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.