İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Sınıf Mücadelesi Keskinleşiyor Görev ve Sorumluluklarımız Sınanıyor

Sınıf MücadelesiTürkiye kapitalizmi ABD ile AB’ye kölece endeksli konumu ve yapısal karakteri ile bir kriz dönemini yaşıyor. Kriz dünya çapında kapitalizmin krizidir. Kapitalistler fazla üretiyor, fakat ürettiklerini satamıyor. Kapitalist sistemin malî, finans, borsa vb. krizi artık bildik yöntemlerle aşılamıyor ve de aşılamayacak.

Krizin faturası işçi sınıfına, emekçilere ve tarihsel müttefiklerine çıkarılıyor. Tekelci sermaye krize dayanamayan küçükleri yutuyor ve krizden daha da kârlı olarak çıkmayı başarıyor.

Geçenlerde basında 100 büyük tekelin kriz sonrası kazandığı kârlar ve sıralaması yayımlandı. Bu liste de gösteriyor ki, tekelci sermaye krizlerden asla etkilenmeden çıkabiliyor.

En başta otomotiv sanayi olmak üzere tüm tekeller krizi bahane ederek fabrikalardan işçi çıkardı. Bir kısım işçileri ya izne ayırdı ya da üçte bir ücretle çalıştırdı.

Kriz döneminde işçi sınıfının ekonomik, demokratik haklarını koruyup kollamakla görevli sendikalarımız ne yaptı? Tekelci sermayenin çok yönlü saldırılarına karşı kayda değer bir karşılık veremedi.

İşçiler TEKEL Direnişi örneğindeki gibi yer yer polis ve jandarmanın kuşatmasında dayaktan geçirildi, gaz bombası yedi, işsizliğe ve yoksulluğa terk edildi.

Sendikalar bir yana programlarına ilerici, demokrat, devrimci, işçi, sosyalist, komünist, bolşevik, yazan “sol” örgütler ne yaptı? Onlar da tekelci sermayenin saldırılarına, işçi düşmanı politikalarına ve diktatörlüğüne karşı ne tek başlarına ne de birleşerek bir varlık gösterebildi. Pankart yarışına girip direniş eylemlerine eklemlendiler.

Bugünkü konumlarıyla sendikalarla örgüt / partilerin işçi sınıfı ve emekçilerin çıkarlarını koruma yolunda bir varlık göstermesi ve sermaye güçlerinin “rahatlıkla” uygulayageldiği baskı ve terörünü gidermeye güçleri yeter miydi?

Yetmezdi. Çünkü böylesine kapsamlı ideolojik-politik-örgütsel bir görevi yerine getirebilecek türden ne sendikalar ne de siyasî partiler örgütlü ve donanımlıydı. Parti-Sendika ilişkisi de kurulamamıştı.

Tekelci sermayenin “yüksek” çıkarlarını koruyup kollamakla görevli güçler de iktidar paylaşımında hem kendi aralarında hem de işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın talepleri uğruna verdiği mücadelelere karşı birlikte hareket edemiyorlardı. Onlar da aralarındaki uzlaşır çelişki ve çatışkılarıyla fena halde bölünmüşlerdi.

AKP-TSK-TÜSİAD arasındaki uzlaşır çelişki ve çatışkılar bir türlü karakolda bitmiyordu.

Yani ne Ergenekoncular darbe yapabiliyor ne iktidardaki AKP onları tasfiye edebiliyor ne de en büyük sermaye güç odağı TÜSİAD’ın dediği olabiliyordu.

Sistem A’dan Z’ye kadar çürümüş ve çözülmüştür. “Hukuk” savaşları bitmemiş, Ana ve Baba yasalar deline deline kevgire dönüştür. Hâkim gerici sınıflar arasındaki bölünmelerin arasına kimler kama sokacaktı?

Sınıf mücadelesi öğrenilir bir şeydir. Emek-Sermaye baş çelişkisi işçi sınıfı ve emekçilerin zararına işliyor ve işletiliyor. Sermaye sınıfının işçi sınıfı ve emekçi halklarımızın haklı talepleri karşısında inkâr-imha-asimilasyon politikalarına “rahatlıkla” başvurması çok kötü bir durumdur. İşçi sınıfı ve emekçilerin haklı taleplerini kabul ettirme yolunda hâkim sınıfların baskı ve terörünü geriletip aşabilmesi ise işçi sınıfının rolünü bir türlü kavramak istemeyenlerin üzerinde ciddi olarak düşünmeleri gereken bir olgudur, deyim yerindeyse şahane bir durumdur.

İşte bu türden şahane bir duruma kavuşabilmemiz için siyasal ve sendikal tabloda eksik olanı üretmek durumundayız ki bunun adresi de sürekli vurguladığımız gibi TEK PARTİ-TEK SENDİKA-TEK GENÇLİK ÖRGÜTÜ’nden başka bir şey olamaz. Günümüzdeki mevcut sendikal ve siyasal örgütlülüğümüzle tekelci sermayenin baskı ve terörünü işçi ve emekçilerin yararına ve de devrimci yol ve yöntemlerle değiştirip dönüştüremiyoruz.

Bu yolda çok eksiğimiz var. Sermaye sınıfının elindekine denk Kurum ve Araç’ların üretiminde eksikliklerimiz var. Gün bu eksikliklerimizi hızla tamamlama ve toparlanma günüdür.

Macera arama ve arabanın önüne öğrenci gençliği koşma anlayışının günü çoktan geçmiştir!

İktidarı paylaşma kavgası veren güçlerin günümüzdeki kavgası bir yanıyla tehlikeli diğer yanıyla sevindiricidir. Tehlikelidir; çünkü uzlaşır çelişki ve çatışkılarıyla son tahlilde birleşip işçi ve emekçi cephesine vuracaklardır; zaten de vuruyorlar.

Sevindiricidir; çünkü işlevsiz bir duruma düşen sendikalarla partiler yerine tekelci sermaye ile her alanda boy ölçüşecek güçler sahneye çıkacaktır. Biz bunları ortaya çıkaramazsak zamanı geldiğinde proletarya bu örgütleri yaratacaktır, sosyalist olma iddiasındaki bizlerin gerçek puanını da yine o verecektir.

İŞÇİ BİRLİĞİ  Gazetemiz sınıf mücadelesi tarihimizden, devrimci geleneklerimizden, mücadelenin ateşinden gelen kadrolarımızdan öğrenmiştir. Öğrenmeye de devam etmektedir.

Deneyimlerimizden biliyoruz: Hazırlıksız kitle çalışması büyük riskler taşır. Bunun bilincindeyiz. Bu yüzden işçi sınıfının örgütlenmesi bahsinde doğru oturup doğru konuşmalıyız.

İŞÇİ BİRLİĞİ  Gazetemizin Çalışanları; kimileri gibi önü arkası belli olmayan, hesapsız “acul” ya da “atak” hareket etmemektedir. Öncelikle kendi iç kozamızı örecek, tutarlı bir tarih ve sınıf bilinciyle hareket edecek, lafta keskin eylemde kaçak güreşenlerden olmayacaktır. Mücadelede dengeli ve tutarlı bir yol-yöntem izleyecektir.

Gazetemiz ayrıca ne mevcut “işçi” gazete anlayışlarıyla ne de işçi sınıfı ve sosyalizm adına mevcut işlevsiz örgüt / parti anlayışlarıyla yarışmaktadır. Gazetemiz alışılagelmişin dışında farklı yol ve yöntemlerle ilerleyecektir. İlerlemektedir.

“Tutarlı-amaçlı-somut bir demokrasi mücadelesi” ile atbaşı gitmesi gereken “Tutarlı-amaçlı-somut bir iktidar (Siyasal-Sosyal Devrim) mücadelesi”nin hangi anlama geldiğini bilince taşıyacaktır. Tüm kurullarda proletaryayı işbaşı yaptıracaktır.

Bu kapsamlı mücadeleleri hangi kadrolarla, hangi güçlerle, hangi araçlarla, hangi ilkeli ittifaklarla yapacağımızı iş içinde birlikte öğreneceğiz. Öğreniyoruz.

Bu yolda ilkeli-dürüst ve samimi isek uzun erimli, soluklu ve sonuç alıcı bir projeyi hayata geçireceğiz. Gereksiz ve hesapsız “atak”lardan uzak duracağız. Yığınağımızı mümkün olan anlamlı, tek ve bir yere yapacağız. Birleşik, güçlü, güvenilir ve donanımlı örgütsel güvencelerimizi bu yöntemlerle hazırlayacağız. TEK PARTİ, TEK SENDİKA VE TEK GENÇLİK ÖRGÜTÜ şiarlarımızı gerçekleştirdikten sonradır ki, düşmana ve içimizdeki eloğullarına meydan okuyarak: Gücün yetiyorsa gel bizi kuşat, diyeceğiz.

Gazetemizi birilerinden ayıran temel ilkesel ayrım budur. İşçi sınıfının siyasal ve sendikal birliği mücadelesi de akşama sabaha kotarılmayacak, ancak çetin mücadeleler sonucunda gerçekleşebilecektir. Bu yolda ekilen tohumları kolektif çabalarımızla, sabırla, emekle elbette devşireceğiz. O zamanlar da gelecektir.

Sınıf Mücadelesi Keskinleşiyor Görev ve Sorumluluklarımız Sınanıyor” derken yüzü Proletaryaya dönük tüm yoldaşlarımızın ân’ın görev ve sorumluluklarını bilinç ve kararlılıkla üstlenmeleri için uyarıyor ve tekrar ediyoruz.

Sırrı Öztürk


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 632022
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.