İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

TÜSİAD’ın Görüşleri

TÜSİAD, bazı önemli konulara ilişkin her yerde açıklamadığı görüşlerini İngilizce olarak yayınlanan “Private View” dergisinde dile getiriyor. “Kış 2009”, 14. sayıda İlter Turan imzalı “The Road To Authoritarianism?” (Otoriter yönetime mi gidiliyor?) adlı makaleden çevirerek aktaracağımız bazı alıntılar TÜSİAD’ın pek çok konuya ilişkin düşüncelerini ortaya koymaktadır.

Ergenekon Davası:

“Parlak bir sicile sahip olmayan savcılar çok az bilgiye dayanarak büyük soruşturmalar başlattılar, sabaha karşı evlerin basılması için emirler verdiler, insanları gözaltına aldılar ve dava dosyalarını hazırlamak için çok uzun zaman geçirdiler. İzinsiz telefon dinleme, tasdik edilemeyen, fotokopisi çekilmiş dokümanların içeriği, dedikodu gibi mahkemelerde kabul edilemeyecek kanıtlar, hükümet politikalarını özellikle laikliğe riayet edilmemesi konusunda şiddetle eleştiren görüşlere sahip kamuya malolmuş kişilere karşı son derece spekülatif iddiaların geliştirilmesinde kullanıldı. Daha da rahatsız edici bir biçimde, telefon dinleme ve diğer özel kaynaklardan elde edilen bilgiler, bireyleri lekelemek için basına sızdırıldı. (...) Bu olgunun en iyi bilinen örneği, okuyucularımızın geçen sayıdan hatırlaması muhtemel Ergenekon kod adlı operasyondur. 2009 yılında şok edici baskınlar ve tutuklamalar yaygınlaşmıştı. Pek çok general ve daha alt rütbeye sahip komutanlar, üniversite rektörleri, tanınmış gazeteciler ve sivil toplum önderleri göz altına alındı, hapis yattı ya da halen yatıyor. (s. 7)

(...) Gizli silah depoları ve komutanlar arasındaki müdahalelerin gerekli olduğunun tartışıldığı toplantılarda alınan notlar, böyle bir uygulamaya inanılırlık kazandırıyor. Ama savcıların yasadışı telefon dinlemeleri ve dinlemeler de dahil olmak üzere delilleri gelişigüzel toplamaları, bu özel bilgilerin kamuya dikkatsizce ulaştırılması, insanları suçları beyan edilmeden uzun süreler boyunca göz altında tutulmaları hep birlikte ele alındığında araştırmanın laikliğin keskin savunucusu olan kesimlere karşı kan davası gütmek için kullanıldığına dair şüpheler uyandırıyor. (s. 8)

Hükümet Yanlısı Medya:

Eleştirel basını susturma isteğine hükümet yanlısı medyanın gelişmesine yardımcı olma çabaları eşlik ediyor. Bazı işadamlarına yeni gazeteler ve televizyon kanalları sahibi olma veya bunları geliştirmelerinde yardımcı olacak kredi kolaylıkları sağlandı; bu yeni gazete ve televizyonlar Başbakana karşı çok daha saygılılar ve onu sıkça destekliyorlar. (s. 9)

AKP’nin Devlette Kadrolaşması:

Bazen yeteneklerine bakılmadan ve köklü Türk bürokrasi geleneklerinin gereklerine aldırış edilmeden, politik olarak güvenilir kişilerin atanmasına yönelik bir hükümet politikası görülüyor.

(...) Merkezi hükümetin illerdeki en büyük temsilcilikleri olan valilikler politik olarak güvenilir kişilerle dolduruldu; bu kişilerin hükümetin emirlerini sorgusuzca uygulamadaki isteklilikleri, dinsel muhafazakâr tavırlarıyla ve yaşam biçimleriyle uyuşuyor.

(...) Böylece, hükümet ve parti arasındaki ayrım çizgisi bulanıklaşırken kişisel yetenek işe alınma ve terfilerde uygulanan kriter olmaktan çıkıyor. Bu, cesaret kırıcı bir durum. Rekabetçi politikaya geçişten sonra seçilmiş bir hükümetin seçimlerine uyum sağlayan, profesyonel olarak yetenekli, tarafsız bir bürokrasiyi oluşturmak on yıllar almıştı. (s. 9)

Ermenistan’la İlişkiler:

Türkiye’nin [Ermenistan’la] diplomatik ilişkisinin olmaması sadece diaspora ve Ermenistan arasındaki birleşmiş bloğa harç katıyordu. Kötü ilişkiler, aday ülkelerin komşularıyla iyi ilişkiler içinde olması gerektiğinde ısrarcı olan AB’nin de durumdan şikayetçi olmasına yol açıyordu.

(...) Komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen AKP hükümeti, topraklarını Ermeni işgalinden kurtarma çabalarında Türkiye’nin desteğini bekleyen Azerbaycan’la ilişkilere zarar vermeden Ermenistan’la ilişkileri geliştirmenin yollarını arıyordu.

(...) Gelişmelerin sınırın açılması ve büyükelçiliklerin kurulmasına doğru evrilmesine yönelik bir umut var. (s.12)

“Kürt Açılımı”:

Açılımın ne gerektirdiği belirtilmedi. Bir hükümet planı mı var yoksa neyin mümkün olup olmadığı mı test ediliyor, belli değil. (...) Hükümet, ülkenin Güneydoğusunda bir beklenti yarattı. Hükümetin “açılım” politikalarından hiçbir şey çıkmazsa, bu acı bir hayal kırıklığı yaratabilir. (...) şu aşamada ikna edici bir iyimserliğe cesaret etmek için çok erken. (s.12-13)

İŞÇİ BİRLİĞİ KOLEKTİFİ


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 110405
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.