İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

“Kırılma Noktasındaki” T. C. Devleti Karşısında Sosyalist Örgütlerin Yeri

“Taraf” ta sık sık vurgulandığı gibi T. C. devleti yeni devlet yapısının yapılandırılmasıyla karşı karşıya gibi bir görüntü sunulmaktadır, oysa gerici reform yapmakta bile zorlanmaktadır. Emperyalist sömürünün babası ABD hegemonyasını devam ettirebilmek için doyuma ulaşmış, tabir yerindeyse eski maşa devlet anlayışı olan Kemalist-Ergenekoncu ulus-devlet anlayışını kısmen revize edip ılımlı din politikaları çerçevesinde oluşturulmaya çalışılan Orta Doğu’nun lideri ve ABD’nin uşağı “ılımlı İslâm” devleti T.C.yi inşa etme çabasındadır ve bu çabasında da oldukça başarılıdır.

Bu tezimizi destekleyecek düşünceler “Taraf” gazetesinde, eğer takip edilirse “yeni devlet”, “yeni liberal sol”, “yeni mhp, chp…” gibi başlıklarla temcit pilavı gibi sürekli gündeme getirilmekte ve T. C. devletinin yeni rotası açıkça önceden belirtilmektedir. Bu yönelime ayak uyduran, bir başka deyişle kendini yenileyen siyasî partiler varlıklarını devam ettirebilmekte diğerleri ise oldukları yerde saymaya devam etmekte ya da güç kaybetmektedir. CHP’deki reform ya da çalkalanmalar bunun en belirgin örneğidir.

CHP, bugün kendini yeniden yaratma, taze kan bulma uğraşındadır; çünkü geleneksel Ergenekoncu-ulusalcı-Kemalist anlayışlarının uzantısında sorunlarına çözüm yöntemleri aramakta ve bulmakta cidi anlamda zorlanmaktadır. Bunun bilincindedirler. Ne var ki video düzmecelerinin suya düşmesinin verdiği çaresizlikle geleneksel CHP kadrolarınca mecburiyetten yaratılan yeni halkçı(!) Kılıçdaroğlu, tıpkı zalim, kana susamış ABD başkanı Bush’tan sonra yoksullara ve inançlı kesimlere yakın görünen daha barışçı ve yumuşak, ılımlı politikalarıyla tüm dünyaya umut elçisi olarak muştulanan Obama’nın “Türk Sürümü”nden başka bir şey değildir. CHP’deki bu çırpınmalar, kendini yok olmaktan, dağılmaktan kurtarmaya çabalayan bir partinin son feryatlarından başka bir şey değildir. Kılıçdaroğlu’yla ılımlı bir partiye evrilme imajı çizen CHP’nin aslında Baykal döneminden farksız olup Ergenekoncuları bünyesinde topladığını ve önceki anlayışın devamı olduğunu sanırım yazmayan gazete, dile getirmeyen köşe yazarı kalmadı.

Peki, böyle bir dönemde yani emperyalist dünya sistemindeki yerini “bölge gücü” olma iddiasıyla güçlendirmeye yönelen “T.C. Devleti”nde “sosyalist-devrimci” örgütlerin yeri nedir, ne olmalıdır? Bizi ilgilendiren asıl sorun budur.

Burjuvazinin farklı kesimlerinin, devlet aygıtının kurumları içinde egemenlik kurma ya da pastadan büyük payı alma savaşına dönüşen iç çelişkileri ve çatışmaları aslında sistemin kan kaybetmesi anlamına gelmektedir ve bu durum, bugün “sosyalist-devrimci” örgütler açısından büyük bir fırsat olarak kapılarında beklemektedir. T.C. devlet yapısını emperyalist kapitalizme daha güçlü entegrasyonu sürecindeki tahkim etmeden, tam da bugün, “sosyalist-devrimci” örgütler dar grup körlüklerinden sıyrılarak bir an önce birlik olmanın yolunu bulup harekete geçmelidirler. Yoksa bugünkü “kırılma noktasındaki” fırsat belki de otuz kırk yıl sonra ya da daha uzun yıllar sonra yakalanabilecektir ya da asla yakalanamayacaktır.

Kendisine sosyalistim, devrimciyim diyen bütün örgütler ve de tabanları “laik-antilaik, Türkçü-Kürtçü, evetçi-hayırcı…” gibi yapay gündemlerde asla yer almamalıdırlar, bu tartışmalardan uzak durmalıdırlar, bu tarz gündemleri yok saymakta direnmelidirler ve ülke gündeminin gerçeklerine uygun kendi gündemlerini yaratmanın, birlik olmanın yollarını aramalıdırlar.

Orhan Erkin Özüdoğru

İzmir İŞÇİ BİRİLİĞİ KOLEKTİFİ’nden


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 944543
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.