İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

İşçi-Kitle Çalışması Üzerine

Türkiye devrimci hareketinin, üzerine en çok vurgu yapıp en az başarılı olduğu alan işçi-kitle çalışması alanıdır. Devrimci gruplar, hiçbir zaman işçi-kitle çalışması noktasında söylemine karşılık gelebilen düzeyde bir basarı gösteremediler. Seksenden sonraki ilk ciddî işçi eylemlerinin yaşanmış olduğu 1989 bahar eylemliliği döneminde, devrimci gruplar işçi eylemlerinin peşinden koşturan bir pozisyon içindeydi. '89 bahar eylemliliklerinde, seksenden önce yaşanmış olan işçi sınıfı direnişlerinin etkilerinin izleri görülmekteydi. Bu eylemliliklerde devrimci gruplar, sürecin tamamen dışında değildi. Ancak, eylemlilikleri yönetip yönlendirebilen bir ilişkilenmesinden söz etme olanağı yoktu. Hareketlenme ve direnişlerin baş göstermesi üzerine oluşan işyeri komiteleri veya direniş komiteleri içinde parçalı düzeylerde de olsa devrimci grupların ilişkilenmesi vardı. Ama direnişlere ve oluşturulan direniş komitelerine damgasını vuranlar; doğal işçi önderleri diyebileceğimiz eskiden de belli bir tarih ve sınıf bilincine ve işçi sınıfı mücadelesi deneyimine sahip olan işçilerdi.

En son yaşanan TEKEL işçilerinin eylemleri de gene önceki dönemlerde yaşanan direniş ve mücadelelerin etkisini üzerinde taşıyan, doğal işçi önderleri tarafından yönlendirilen bir eylemdi.
Bu eylem, işçi sınıfının sendikal birliği için mücadele eden sendikalarının, siyasal birlik için dövüşen Proletarya Partisi’nin olmadığını ve devrimci grupların mevcut çok parçalı yapılarıyla işçi sınıfına bir faydasının dokunmadığını göstermiş oldu.

1989 bahar eylemliliklerinde pratik olarak içinden bildiğimiz şekliyle; devrimci gruplar sabah gazeteden öğrendikleri direniş yerine koşturarak gidiyorlardı. Aynı şekilde direniş yerine bir muhabir, koşturarak geliyordu. "Öncü" iddiasıyla direniş yerine gelen kadrolar bu direnişin hangi nedenden dolayı ve nasıl başladığını dahi bilmiyorlardı. Gelen muhabir de orada rastladığı bir işçiyle röportaja girişiyordu. Bir süre sonra direniş yerine getirilen söz konusu dergi ve gazetelerde kendileriyle ilgili çıkan haber ve yazılan okuyan işçiler, bu yazılarla alay ediyorlardı. Çünkü bu yazılar direnişin gerçek bilgisini yansıtan yazılar değildi. Bu yazılar devrimci grupların işçi sınıfının ne kadar dışında olduklarını âdeta kanıtlayan yazılardı. 1993'te başından sonuna kadar birlikte 23 gün Ankara'ya yürüdüğümüz Kâğıthane belediye işçileri, bu direnişle ilgili grupların yayın organlarında çıkan yazılarla alay ediyorlardı. İşçiler devrimci grupların kendilerinin yanında olmalarını kendileri için faydalı görüyorlardı. Ancak onlarla organik bir ilişki kurmuyorlardı. Direniş boyunca faydalı olabilecek geçici bir ilişki olarak görüyorlardı. Bir bakıma işçiler bu ilişkilenmeye faydacı bir mantıkla yaklaşıyorlardı. Bu işçilerde bu türden bir mantığın oluşmasının tarihsel nedenleri vardı. İşçilerin çoğunluğu orta yaşın üzerinde işçilerdi. Hem Alevi kökenli olmaktan kaynaklanan, hem de yaşadıkları emekçi mahallelerde devrimci çalışmaları görmüş, bir kısmı bu çalışmalar içinde bir şekilde yer almış, sonuç olarak devrimci gruplara mesafeli durmak gerektiği yargısına ulaşmışlar. Devrimci hareketin faşist darbeyle etkisizleştirilmesi, dünyada yaşanan sosyalizm denemelerinin geriye düşmüş olması vb. etkenler işçilerde bu türden bir mantık geliştirmişti. Devrimci grupların bu durumu kavraması olanaksızdı. Çünkü her grup, bu direnişin başladığını duyduğu anda birkaç insanını buraya yollamıştı. Buraya gelen insanların herhangi bir direniş deneyimi yoktu. İşçi sınıfını tanımıyorlardı. Grev ve direnişler üzerine bir teorik birikimi ya da bir perspektifi de yoktu. Yalnızca kendilerine verilen görevi yerine getirerek direniş yerinde bulunuyorlardı. Oradaki işçileri etkileyip örgütleyebilecek bir donanımdan bir perspektiften yoksunlardı. Hatta oradaki işçilerin bir kısmı kendilerine önderlik etme iddiasıyla gelen kadrolardan daha birikimliydi. Fakat bu işçilerin devrime ve devrimcilere karşı umudu kırıktı. Bu dönemdeki diğer direnişlerde de olduğu gibi, devrimci gruplar belediye işçilerinin bu direnişi boyunca işçilerle kalıcı bir ilişki ve örgütlenmeyi gerçekleştiremedi. İşçiler direniş boyunca buraya katılan devrimcilerle geçici bir ilişkiyi yürüttüler, fakat direniş bittikten sonra kendi yaşamlarına geri döndüler. Devrimci gruplar geçici destekçi konumunun ötesine geçemedi.

Hem bu coğrafyada henüz aşılamamış olan 15/16 Haziran işçi direnişi, hem de dünyadaki işçi hareketleri deneyimi şunu öğretmiştir: Proletarya Partisi’nin oluşturulmamış olduğu koşullarda çeşitli direnişler olur. Çeşitli lokal başkaldırılar olur. Fakat bunların sonuç alma şansı zayıftır. Uzun vadeli ve kalıcı başarılar ya da mevziler kazanması için Proletarya Partisi zorunlu bir gerekliliktir.
Komünist kadroların birinci görevi Proletarya Partisi’ni oluşturma mücadelesi vermek, bunun için gerekli olan araç ve yöntemleri geliştirmektir.

Mevcut durumda Proletarya Partisi ve buna bağlı olan sınıf sendikaları olmadığına göre, işçi-kitle çalışmasını hangi organlarla ve nasıl yürüteceğiz? Proletarya Partisi’ni oluşturmak için Komünistlerin Birliğini sağlama mücadelesi yürüten kadrolar olarak, işçi sınıfını hücreler-komiteler-birlikler biçiminde örgütleme faaliyeti yürütmek zorundayız. Aynı zamanda bu çalışmada oluşturulacak kuvvetle, diğer devrimci grupları birliğe zorlayacak basıncı da oluşturma olanağına ulaşabiliriz.

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi işçilerin, işçi birliği komiteleri veya işçi birlikleri olarak örgütlendirilebilmesi için bir ağ işlevi görebilir. Hem değişik sektör ve değişik mekânlarda bulunan işçi birliklerinin birbirleriyle politik ve pratik bağlarını sağlayacak, hem de işçilerin politik olarak bilinçlenmesi ve kendi felsefesiyle donanması için bir araç olacaktır.

Sınıfın, işçi birliği komiteleri biçiminde bağımsız bir güç olarak örgütlenebilmesi ve bağıntılı olarak devrimci hareketin parçalı yapısına son verip, Proletarya Partisi’ni oluşturmak için komünist birlik koordinasyonunu sağlayacak olan kadroların yetişmesi zorunludur. İradi olarak teorik ve pratik bir basınç olmaksızın birlik ve parti sorunlarının çözülmesi olanaklı değildir.

Turgay Ulu                                                                   
2 Nolu F Tipi Cezaevi-Kandıra-Kocaeli

5 Ağustos 2010


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 871593
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.