İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Tekel İşçileri Yeniden Direnişte

Türkiye’nin çeşitli illerinden TEKEL işçileri Eylül ayı sonunda TEK-GIDA İŞ Sendikasına gelerek sendika yöneticileri ve başkanıyla görüşmek istediler. Ancak görüşme talepleri sendika girişine yerleştirilen çevik kuvvet ve panzerlerle engellendi. Direnişlerinin 12. gününde gazetemiz direnişteki TEKEL işçilerinden İmam Yargıç ile bir röportaj yaptı. Röportajı aşağıda sunuyoruz.

İŞÇİ BİRLİĞİ : Direnişe ne zaman başladınız ve kaç kişi geldiniz İstanbul’a?

İmam Yargıç (Tekel İşçisi): Direnişe Eylül ayının sonunda başladık. Bugün direnişin on ikinci günü. Bizler buraya Samsun, İzmir, Hatay, Diyarbakır, Malatya ve İstanbul’dan, 6 ayrı ilin temsilcileri olarak ilk etapta başkanlarımızla görüşmek için gelmiştik, herhangi bir eylem yapmak için değil. Daha önce Ağustos ayında geldik, bize ‘gidin tatilinizi yapın en büyük eylemi yapacağız’ demişlerdi; ama aldıkları herhangi bir kararın arkasında durmadıkları için biz de kalktık yeniden geldik. Kendileri bizim aile reislerimiz oldukları için onlarla dertleşmeye gelmiştik; ama ne yazık ki geldiğimizde sendikanın genel merkez binasının kapısında sanki bir terör saldırısı olacakmış gibi polisler, çevik kuvvet, panzerler bizi karşıladı ve içeri almadılar. Oysa biz Mustafa Türkel’i dünya çapında onurlandırdık, düne kadar Türkiye’de birçok kurum onun adını dahi bilmezken bizim sayemizde dünya tanıdı Mustafa Türkel’i. Ama o bizi kapıda karşılayıp çay kahve ikram edeceği yerde sanki biz TEKEL işçisi değil de marjinal bir grupmuşuz gibi lanse etti. Bu da yetmezmiş gibi bizlere destek olmak isteyen sendikaları çağırıp tehdit ediyor. “Bugün benim başımda yarın sizin başınızda, herhangi bir şekilde bu insanlara yardım etmeyeceksiniz,” diyor. Bu bir nevi ağalık, hatta kabadayılık. Demek ki AKP’den, Tayyip Erdoğan’dan öğrendiği bu. O da mecliste kabadayılık yapıyor, astığım astık, kestiğim kestik, benim dışımda kimse konuşmasın, diyor.

Ben buraya ilk defa geliyorum. Şu binada benim alınterim var. Benim ailemden birçok kişi TEKEL’den emekli, hepsi buraya aidat ödemiş. Ama şimdi kapılara polis dikip bizi evimize almıyorlar. Çok acı.

İ.B. : İstanbul’da direnişte olan başka işçiler de buraya sizi destek ziyaretine geldi mi?

Tekel İşçileriİ.Y. : Malum Türkiye’de basının kimin elinde olduğunu biliyorsunuz. Günde nice insan katledilirken basın sessiz kalıyor; ama örneğin bir kedinin kurtarılmasını basın bütün insanlara duyuruyor. İnanıyorum ki birçok işçi arkadaşın bizden haberi yok, zaten haberi olan hemen geliyor. TEKEL dünyaya ismini duyurdu.

Bu semte kodaman diyorduk, bunlar bize yer bile vermezler diyorduk; ama burada insanlar bize ekmek, su, aş verdi, evlerinin kapılarını açtı. Demek ki insanlar üzerinde güzel bir etki bırakmışız. İstanbul’da direnişte olan arkadaşlarımızı temsilen bazı arkadaşlar geliyorlar, biz de onlara TEKEL’i temsilen gidip direnişlerine destek veriyoruz. Hava-iş’e gittiğimizde bir sendika başkanı TEKEL işçisi olan bir bayan arkadaşımıza hakaret etti. Bizim arkadaşımız oradaki işçileri desteğe gitmiş, demek ki o başkan oradaki işçileri satmış. Şu an orada işten çıkarılan 250 işçiyi de satmış. O da Mustafa Türkel’le aynı zihniyeti taşıyor. İşte bizi bu sarı sendikalar yönetiyorlar.

İ.B. : Peki bu sarı sendikalardan kurtulmak için ne yapmak gerekir?

İ.Y. : Benim bireysel fikrim, adımları ufak ufak değil de büyük atmanın zamanı geldi. 81 ilde de eylemler var, taşeronlaşma aldı başını gitti. 32 maden işçisi öldü, ikisinin cesedi çıktı mı çıkmadı mı bilemiyoruz, çünkü medya bu konunun üstünü örttü. İşçiler ve emekçiler de bundan habersiz. Bizler, bütün sektörlerdeki işçiler merkezi bir yer seçmeliyiz, tek yumruk olmalıyız. Bizim evlatlarımızın geleceği kölelik olmasın diye. Örneğin ATV işçileri bir yerde toplanıyor on kişi, biz başka bir yerde toplanıyoruz altı yedi kişi. Bir araya gelirsek ülkeye, dünyaya sesimizi duyururuz. TEKEL tek başına 78 günde bunu başardıysa bizler kitlesel olarak bir araya geldiğimizde bu sarı sendika başkanlarını yeneriz. Siz sanıyor musunuz ki 1 Mayıs alanını Erdoğan kendi rızasıyla açtı? TEKEL Erdoğan’a büyük bir darbe vurmuştu. Erdoğan kendini affettirmek için alanı açtı. Ama maalesef işçilerin, emekçilerin başında Kumlu gibi, Uslu gibi yöneticiler olduğu müddetçe bizler ezilmeye mahkûmuz. Bizler artık yalnızca TEKEL değil, bütün işçiler olarak ayaklanmalıyız. Bu ülkenin gündemini 70’li yıllarda işçilerle hareket eden üniversiteliler değiştirmiş, ülkeyi hizaya getirmişti. O 78 gün zarfında üniversiteli devrimci gençler yürüdüğünde bizim de içimizi doldurdular. Bizler çadırlara gidene kadar içimiz boştu, onlar bizi yönlendirdi. Sendikalar bizi hiçbir zaman yönlendirmedi, onlar hep ‘bu çadırlar bir an önce sökülsün de bizler bunlardan kurtulalım’ dedi. Onun için biz, devrimci öğrencilerin işçi sınıfıyla bütünleşip bizimle birlikte yürümesini istiyoruz. Yalnız merkezi bir yerden olsun. Ufak olsun ama yeter ki tek merkez olsun.

Bir havuzun içinde köşe kapmaca oynamayalım artık, okyanuslara açılalım. Ben 78 günlük direnişimizden önce bir derneğe üye olmaya korkardım; ama bu 78 gün zarfında herhangi bir devrimci gurubun içinde yer aldığımda kendimi sanki arkamda koskoca bir dağ varmış gibi güvende hissettim. TEKEL’in içine AKP hariç hiçbir siyasi parti girmemişti. Herhangi bir devrimci gençlik girmemişti. 78 günlük direniş sırasında bir arkadaş Arjantin’in çöküşünü bir sinevizyon gösterisi olarak izletmişti bize, ‘neden buranın bir iki yıl önceden özelleşeceğini bildiğiniz halde bizi sınıflaştırmadınız?’ dedim. Ama ne yazık ki onların yerine AKP’nin bayrakları TEKEL’in kapılarında sallanıyordu. Çadırlarda gördüğümüz dersi çadırlara gelmeden önce fabrikalarda görmüş olsaydık TEKEL bu ülkede devrim yapardı. Ama görmedik. 

İŞÇİ BİRLİĞİ 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 686666
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.