İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Türkiye’nin Sayısız Anadilleri Vardır! - Lazca da Güzel Günler Gördü

Türkiye’nin Sayısız Anadilleri Vardır!

Türkçe dışındaki anadilleri, Türkiye’de yeterince bilinen, üzerinde durulan, kafa yorulan, tartışılan ve çözüm yolları aranan bir konu değil. Bu sebeple de anadili konusu yanlış kavramlar ve yalnızca “Kürtçe” ve onu konuşanların abartılı rakamları üzerinden tartışılmaya çalışılınca, iş daha da anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz bir hale geliyor. Oysa; anadili, çözülmemiş milliyetler sorunuyla doğrudan bağlantılı bir konu. Türkiye’nin Türkçe dışında da anadilleri vardır ve bunların tümüne yönelik çözüm politikaları üretmek gerekmektedir. Türkiye’nin diğer Anadilleri meselesini, yabancı dillerde eğitim-öğretim ve Türkçede günün ihtiyaçlarına göre de doğru dürüst yapılamayan eğitim-öğretim meselesiyle beraber ele alma, değerlendirme, çözüm yolları ve projeler üretmenin en doğru yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

Hopa’dan İŞÇİ BİRLİĞİ okuru bir eğitim emekçisi

 

Lazca Da Güzel Günler Gördü!

Lazca Türkiye ve Gürcüstan’ın Doğu Karadeniz kıyılarında binlerce yıldan beri konuşulan yerel bir dildir. Savaş ve ekonomik sebeplerle bu doğal coğrafyadan çeşitli dönemlerde göç edip Türkiye’nin Batı bölgelerine kitlesel olarak yerleşenler tarafından da konuşulmaktadır. Siyasî otorite, Lazcayı resmî olarak tanımadığı için, Lazcayı günümüzde kaç kişinin birinci veya ikinci dil alarak konuştuğu bilinememektedir. Hıristiyan bir geçmişe de sahip Lazcanın, bu dönemine ilişkin bilgiler de şimdilik yetersizdir. Lazca, en güzel günlerini Sovyetler Birliği’nin ilk döneminde 1940’a kadar yaşadı. Acaristan ve Abkhazia yani Sovyetler Birliği’nde yaşayan Laz çocukları, anadili dersleri de gördü. Lazca ders kitapları ve Lazca gazete yayımlandı. Lazca tiyatro eserleri sergilendi.

CHP’nin tek parti diktatörlüğü, günlük hayatı sürdürmeye yönelik nafaka ekonomisi ilişkilerinin hâkim olduğu ve farklı anadillerin konuşulduğu yörelerde ulusal sanayinin kapitalist üretim ilişkilerini ve kurumlarını geliştiremedi. Yerel üretim ilişkilerini tasfiye edemedi. Bu sebeple de dilsel ve kültürel farklılıkları doğal bir yok oluş sürecine sürükleyemedi. Bunun yerine dilsel ve kültürel farklılıkları doğal olmayan bir yol ile yani burjuva resmî ideoloji ve resmî tarih tezleri ile ortadan kaldırmaya çalıştı.

Resmî ideoloji, Türkiye’nin diğer anadilleri gibi Lazcanın yaşatılması ve geliştirilmesi ve kurumsal olarak gelecek kuşaklara aktarılmasını engellemekle kalmadı, bu dillerin geliştirilip yaşatılmasına yönelik bilgi ve tecrübe birikiminin ortaya çıkartılmasını engelledi, korkular oluşturdu. Bunun bir sonucu da günümüzde anadiline yabancılaşan, onu aşağılayan insan tiplerinin yanı sıra, emperyalist ABD ve AB'nin ikiyüzlülüğünün bir ifadesi olan UNESCO ağzıyla konuşan ve AİHS'ne sığınmaya teşne bir aydın türünün de ortaya çıkmasına sebep oldu. Büyük şehirlerde etkili olan bu anlayış sağa sola, sonuç alamayacağını bile bile dilekçe vermekle ve basında bununla ilgili çıkan haberleri duyurmakla Lazcayı yaşatma anlamında önemli görevler yaptığına inanmaktadır. Bu ise konunun traji-komik yönünü gözler önüne sermektedir. Oysa; tılsım kolektif üretimdedir.

İstanbul’dan bir İŞÇİ BİRLİĞİ okuru

 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 913602
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.