İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Burjuvazinin “Sıcak Para” Kâbusu

Özellikle son on beş yıldır, burjuva basınının değişmeyen bir gündemi var: “Sıcak para” giriş ve çıkışları.

Nedir bu “sıcak para” dedikleri? “Sıcak para”nın bilimsel literatürdeki karşılığı finans kapitalin gerçekleştirdiği sermaye ihracıdır.

Uluslararası finans tekelleri Türkiye’ye ağırlıklı olarak şu yollarla sermaye ihracı yaparlar: Kredi vererek veya tahvil ve hisse senedi alarak.

Krediyle başlayalım. Yabancı bankalar, Türk sanayici, tüccar ve bankalara krediler vererek verdikleri kredilerin faizleriyle büyük miktarda gelir elde etmektedirler. Türkiye’de “özel sektörün” yabancı bankalara uzun vadeli kredi borcu Nisan 2011 itibarıyla 126 milyar doları, kısa vadeli kredi borcu ise 22,5 milyar doları buldu. Türkiye burjuvazisinin kredi borcu, 2004 yılında 36 milyar dolardı. Yani yedi yılda üç buçuk kat arttı. Borçlu olanlar yabancı bankalardan kredi alabilecek gelir ve “teminata” sahip büyük burjuvalardır.  

Diğer bir sermaye ihracı yolu da devlet tahvilleri alımıdır. Tahvil, ödünç para edinmek amacıyla çıkarılan borçlanma senedidir. Devlet tahvilleri hazinenin kısa vadeli nakit ihtiyacını karşılamak için çıkarılır. Devlet tahvili alan bir kişi en az bir yıl süreyle devlete ödünç para verir. Tahvil vadesinin dolmasıyla birlikte devlete verilen borç, faiziyle birlikte geri alınır.  Nisan 2011’de yabancı sermaye 3 milyar 883 milyon dolarlık devlet tahvili satın aldı. Böylece yılın ilk dört ayındaki alım toplam 10 milyar 531 milyon doları bulmuş oldu. T.C. devleti aldığı bu borcu faizle geri ödemek durumunda. Bunu da vergileri artırarak, kamu harcamalarını kısarak yapacak.

Hisse senedi alımı da yabancı sermayenin sıkça başvurduğu bir sermaye ihracı biçimidir. Hisse senetleri, anonim şirketlerin piyasadaki iş hacimlerini büyütmek için çıkardıkları ortaklık belgeleridir. Anonim bir şirkete ait hisse senedini elinde bulunduran kişi, sahip olduğu hisse oranında kâr ve zarara ortaklık eder. Hisse sahibi, toplam hisse yüzdesinin yeterli bir kesimini elinde bulunduruyorsa şirket yönetiminde yer alır. Haziran 2011 itibarıyla, Türkiye’de yabancıların toplam 101 milyar liralık hissesi bulunmaktadır.  

Mart ve Nisan aylarında “sıcak para” hızlı bir büyüme ivmesi kazanarak 123,3 milyar dolara çıktı. Peki, üretime yönelik olmayan yabancı sermaye Türkiye’ye neden bu kadar çok geliyor?

Bu durum, 2001 yılında Kemal Derviş tarafından uygulamaya konulan ve 2002 yılından beri AKP hükümeti tarafından sürdürülen yüksek faiz politikasıyla ilgilidir. Türkiye için bu politika, sabitleşmiş bir devlet politikasıdır. Örneğin bir Alman kapitalisti 500 milyon dolarlık bir sermayeyi elinde bulunduruyor. Bu parayla bir fabrika kurup işletmeye başlasa, (sanayiden elde edilen karlar çok düştüğü için) yıllık kar oranı %2 ya da %3’ü geçmeyecek. Ama buna ne gerek var? Türkiye devleti parasını bir süre kullanmak için Alman kapitalistine %7 ile %10 arasında faiz oranları sunuyor. Bu kapitalist için bir fabrika açmak yerine parasını Türkiye’ye göndermek daha kârlı oluyor.

Gelen bu paranın Türkiye ekonomisine nasıl bir etkisi var?

Öncelikle, bu kadar çok döviz ülkeye girince Türk lirasının değeri artıyor. Neden? Çünkü az bulunan malın kıymeti artar, çok bulunan malın kıymeti düşer. Piyasaya çok döviz girince, dövizin değeri Türk lirasına göre düşüyor, Türk lirasının değeri dövize göre artıyor.

Türk lirasının değeri artınca ithalât yapmak kolaylaşıyor. Çünkü güçlü lirayla, güçsüz liraya göre daha fazla mal satın alınabilir. Bu da ihracatla ithalât arasındaki farkı, yani dış ticaret açığını ve dolayısıyla carî işlemler açığını artırmaktadır. Nisan ayı itibarıyla son 12 aylık carî açık 63 milyar 418 milyon dolara yükseldi. Nisan ayında carî açık 7,7 milyar dolar oldu.  

Carî açık artışı AKP hükümetinin ilk dönemlerinde çok dikkat çekmiyordu. Bunda ülke tarihinde görülmemiş büyüklükteki özelleştirmelerin payı vardı. Ama elde kesecek “altın yumurtlayan tavuk” kalmayınca, carî açıktaki bu hızlı artış bir panik havası doğurmaya başladı. Daha önce Türkiye’nin ekonomik durumundan övgüyle söz eden uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, carî açıktan dolayı “kaygılı” olduklarını, Türkiye’nin kredi notunun düşürülebileceğini belirtmeye başladılar.

İşte bu yüzden T.C. devleti, 2010 yılı Kasım ayından beri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Merkez Bankası aracılığıyla bazı “önlemler” alıyor. Tabii buna önlem denebilirse. Örneğin bankalar ellerinde bulundurdukları paranın belli bir yüzdesini Merkez Bankası’na yatırmak zorundadır. Merkez Bankası bu yüzdeyi artırdı. Böylece, bankalar kredi olarak verebilecekleri parayı Merkez Bankası’na vermek zorunda kaldılar. Yapılan hesaba göre, bankalar daha az kredi verince sanayi burjuvazisi daha az yatırım yapabilecek. Böylece daha az üretim yapacak ve dışarıdan daha az hammadde ve üretim aracı getirecek. BDDK da benzer bir önlem aldı ve konut kredilerine sınırlama getirdi, kredi kartlarına da aylık kullanım sınırlamaları getirecek. Devletin aldığı önlemler çeşitli ama hedef aynı: Ekonomiyi soğutalım ki (yani üretimi ve tüketimi yavaşlatalım ki) carî açık o kadar hızlı artmasın. Batalım ama daha yavaş batalım.

Ama alınan “önlemler” bir işe yaramadı. Ocak-Nisan döneminde bankaların kredi hacmi %9 artarak 600 milyar TL sınırına dayandı. Bankalar, kredilerini %1 ya da % 2 daha yüksek faizle vermeye devam ettiler. Üretim rakamları kriz öncesine çok yaklaştı. Yani ekonomi “soğumuyor.”   

Burjuvazi ve onların sözcüleri olan iktisatçılar hiçbir çözüm sunamıyorlar. Yürürlükteki faiz politikası sürdürülürse, daha hızlı ya da daha yavaş bir biçimde, bir borç krizine girilecek. Faizler düşürülse, artık verdiği borçtan yeterince faiz alamayacak olan uluslararası sermaye parasını alıp gidecek, bunun sonucunda Türk lirasının değeri düşecek ve yabancı bankalara milyarlarca dolar borcu olan büyük burjuvazi kendi eliyle borçlarını katlamış olacak.

Mehmet İnce

 

 


Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 536881
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.