İşçi Birliği

 

Güncel

Etkinlik ve Duyurular

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi'nden haberdar olun. E-posta adresiniz:

Google site içi arama

Oyun Havaları Eşliğinde Grev ve Direniş Olmaz!..

OYUN HAVALARI EŞLİĞİNDE
GREV VE DİRENİŞ OLMAZ!..

Gerçekleştirilen eylemler anlık tepkisel nitelikler taşımıyorsa, eylemin ilkeli olması beklenir. İlkesi ve amacı, taktik ve stratejileri belirsiz eylemlerin sönümlenmesi kaçınılmazdır.

Grev ve direnişlerde, kitlesel eylemlerde, basın açıklamalarında, sistemin baskı ve terörüne karşı dikilirken, oyun havaları eşliğinde halaylar çekiliyor, yerel oyunlar oynanıyor!..

Kitlesel eylemlerde oyun ve halay ritüellerinde, özellikle de burjuva feminist akımların eylemlerinde; düdük, zil, trampet, davul eşliğindeki “protesto” eylemlerinde daha “renkli” görüntüler sergileniyor!..

Oynamak insanî bir ihtiyaçtır. Fakat bu türden oyunların nerede ve nasıl oynanacağının bir kuralı, hesabı ve kitabı vardır ya da olmalıdır diye düşünüyoruz.

Sen işçi ve emekçi olarak emek-gücünü patronlara satıyorsun. Patronlar artı-değer sömürüsü sayesinde kârlarına kâr katıyor. İnsan gibi yaşamak istiyorsun. Haklı talep ve ihtiyaçların için harekete geçiyorsun. Fakat engelleniyorsun. Kapitalist sistemin baskısı ve sömürüsü altında gaspedilen temel hak ve özgürlüklerin için mücadele ediyorsun. Haklı taleplerin için eyleme geçtiğinde hâkim gerici sınıfların devleti bütün haşmetiyle, polisi, jandarması ve milisleriyle senin mücadeleni kırmaya çalışıyor. Sistem sıkıştıkça, “hini hacette” kendi hukukunu da çiğneyerek kaba güce ve zora başvuruyor. Burjuva diktatörlüğünde işçi sınıfı ile emekçi halkların haklı eylemleri karşısına görünen ve görünmeyen güçler dikiliyor.

Polis devletin polisi. Jandarma devletin jandarması. Hukuk kurumu “Adalet Mülkün Temelidir” diye taraflı bir “adalet” dağıtıyor. Tekelci sermayenin işbitirici, ikiyüzlü ve sağlı “sol”lu burjuva partileri “demokratik cumhuriyet” dedikleri sisteminin partisi. Sistemin açtığı kanallara “sol” adına girmiş olan çeşitli muvazaa partileri ise senin adına örgüt kuruyor, parti değilken parti imiş gibi davranıyor.  Cezaevleri senin iktidara gelmemen için inşa ediliyor. Sağlı “sol”lu bütün burjuva partileri uluslarötesi tekelci sermayenin ve NATO’cu, PENTAGON’cu, CIA’cı örgütlerin yanında; yani emeğin ve emekçinin karşısında. Saflar belirlenmiştir. Dost-Düşman iyice bellidir.

Öte yandan burjuva ve küçükburjuva “sol” siyasî akımlar, DTK’ya endeksli politikalarıyla emperyalist-kapitalizmin kucağındaki burjuva politikalarının ideolojik, politik, sınıfsal çıkarları ve uğursuz projelerini hesaba katmadan, koro hâlinde “Barış, Demokrasi, Halkların Kardeşliği” diyerek sınırsız boş hayallerle TC devletini “demokratik cumhuriyete” dönüştürmek istemektedir?!

Devlet tekelci kapitalizminin “yüksek” çıkarlarını koruyup kollamakla görevli olan AKP iktidarı, bir yandan; burjuva demokratik bir çizgiye evrilmiş olan Kürt ulusal hareketinin (PKK, KCK, BDP) örgütleriyle sahte “reformcu” bir oyun oynuyor. AKP iktidarı diğer yandan; Ulusallık-Sınıfsallık sosyal dinamiklerinin birbirinin dilinden anlamasından, deneyim aktarımında bulunmasında, birbirinden öğrenmesinden ve birlikte yürümesinden şiddetle korkmaktadır.

Uluslarötesi tekelci sermayenin diktatörlüğüne karşı kesintisiz bir devrimci mücadeleyi örgütleyip harekete geçirmek gerektiriyor.

TC devletinin “demokratik cumhuriyetinde” ya da ideolojik ve sınıfsal karakterlerini daha tam olarak ifade edeceksek:  Tekelci, militarist polis devletinde veya burjuva politikacılarının bile söylemekten çekinmediği  “kontrgerilla cumhuriyetinde” Grev yapmak yasak. Sendikalaşmak yasak. Yürüyüş yasak. Direniş yasak. Basın açıklaması yapmak yasak. Hak aramak yasak. İşçi sınıfı ve emekçi halkların birliği için dövüşecek Komünist Parti yasak. İşçi sınıfının sendikal birliği için mücadele edecek İlerici-Sendikacılık yasak. İlerici-Devrimci basın-yayın yapmak yasak. İnsanın ve insanlığın yerel-ulusal-sosyal-sınıfsal ve evrensel kurtuluşunu düşünmek yasak.

İdealist-metafizik görüşleri, kara gerici, ırkçı ve şoven anlayışları diyalektik ve tarihsel-felsefî materyalist yöntemle eleştirmek yasak. Ücretli köleliğe karşı çıkmak ve hakikî demokrasi “Sosyalist Demokrasi” için mücadele etmek yasak. Gerici, tek tip insan yetiştiren eğitim anlayışına karşı çıkmak yasak. Tarım, ticaret, malî ve sanayi burjuvazisinin gasp ettiği toprak, üretim aracı, banka ve fabrikaların kamunun-işçinin-emekçinin malı olduğunu teori ve pratikte düşünmek ve bu yolda davranmak yasak. “Parasız, özgür, bilimsel ve anadilde eğitim-öğretim” talep etmek yasak. “Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin-Tespit ve Ayrılma Hakkını” savunmak ve bu yolda mücadele etmek yasak. Eşitsiz, adaletsiz, özgürlüksüz ve ahlaksız bir sistem olan kapitalist anarşiye karşı, haksız ve kirli savaşlara karşı, burjuvazinin “rahatlıkla” uygulayageldiği kaba güce ve zora başvurmasına karşı direnme hakkını kullanmak ve aynı yöntemleri kullanmaya girişmek yasak.

Fakat bu türden yasaklar; özetlediğimiz bu yasak örgütlerin sahtesinin kurulması, kalemini olmayan burjuva demokrasisine kiralanması ya da satılması, dönek ve dönme sarı ve kirli “sol”lar için geçerli değildir.

“Üryan vücutlarını kapitalizmin çıplak kollarına teslim edenler” için de geçerli değildir. Yasaklar:  Devrimcilerle Komünistler işbaşı yapmasın diye konulmuştur.  Kapitalizmin biricik alternatifi Sosyalizm kurulmasın diyedir. İnsanın ve insanlığın kurtuluşu gerçekleşmesin, kapitalizmin ücretli kölelik sistemi devam etsin diyedir. Kapitalizmden bin kat daha eşit, onunla asla mukayese dahi edilemeyecek kadar özgür, adil ve demokrat bir Dünya oluşmasın diyedir. Sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız, eşitlikçi, özgürlükçü Komünist bir Dünya ideali bilinçlerimize kazınmasın diyedir.

Hâkim gerici, sömürücü sınıflar aksini söylese de, olmayan siyasî terbiyelerini bozarak Devrimcilerle Komünistleri  “vatan haini, anarşist, terörist, bölücü, gomonis…” diye nitelemiş olsa da; Devrimcilerle Komünistler Devrimci sosyal meşruiyetleri ile meşru bir zemindedir. Kitlelerin içinde Devrimci yasallığa sahiptir.

TC devletinde, “demokratik cumhuriyette” serbest olan nedir? Ana-Baba yasalarının çizdiği sınırlar dâhilinde, kapitalist özel mülkiyet, paylaşım ve bölüşüm ilişkilerine dokunmamak şartıyla her şey serbesttir. İdealist-metafizik görüşlerle dinî ve siyasî doğmalar, ebedî ve millî şefler, ırkçı ve şoven düşünceleri eleştiren Devrimci ve Marksist görüşlere karşı ancak kanunla, kaba güce ve zora başvurularak korunabilmektedir.

Banka, Borsa, Tarım, Ticaret, Sanayi, Şirket, Kooperatif, Parti, Sendika, Kitle örgütü, Basın-yayın kuruluşları, Eğitim-Sağlık kurumları, Mafyatik gizli cinayet şebekeleri kurmak, Uluslararası askerî ittifak örgütü kurmak burjuvazinin belirlediği “Kanun dâhilinde” her şey serbesttir.

Haklı gerekçelerle sokağı kullanan bilcümle protesto ve hak arama eylemlerinde sen de zil, trampet ve davul-zurna eşliğinde kalkıp halay çekip oynuyorsun?!..

Kimileri bununla da yetinmiyor. Saçını sıfır numaraya tıraş ediyor. Bıyıklarının yarısını kesiyor. Belden yukarı soyunup dökünüyor?!..

Kitlesel çıkışlardaki eylemin haklılığı bu türden ayin misali gerçekleştirilen oyun oynamalarla gölgelenip sulandırıldığı için güme gitmektedir. Geniş kitlelerin bilinçlenmesine ve eylemi sahiplenmesine yardımcı olmamakta, aynı zamanda eylemlerin yaygınlık göstermesini ve amacına ulaşmasını engellemektedir.

Kitlesel çıkışların bu biçimlerde gerçekleştirilmesi kapitalistleri çok memnun etmektedir. Onlar tarihsel, sınıfsal deneyim ve bilinçleriyle bıyık altından; “oynayın, oynayın!..” diye gülmektedir.

Kitlesel çıkışlar sistemi zora soktuğunda ise, polisin-jandarmanın-sivil milislerin gaz bombası ve copları devreye sokulmaktadır. Burjuvazinin böylesine kitlesel zora başvurma seansları basın ve tv. lerden kitlelere aksettirilerek, haklı gerekçeleriyle sokağı kullanmayı deneyen işçileri, emekçileri, aydınları ve öğrencileri korkutup yıldırmayı amaçlamaktadır…

“Burjuva demokrasisi”nin asgarisinin dâhi olmadığı, bu gidişle olmayacağı bilinen bir dönemeçte, yaşadığımız coğrafyada bu çirkin görüntüleri değiştirip tersyüz etmek ve de aşmak bizim elimizdedir. İşçi sınıfının siyasal ve sendikal birliği davasının ete kemiğe büründüğü, sosyal muhalefet dinamiklerini seferber edebilecek Sınıf Partisi’nin politika sahnesindeki yerine aldığı şartlarda hâkim gerici sınıfların kaba güce ve zora başvurması öyle kolay olmayacaktır.

Grev ve Direnişlerde sistemin hoşuna gidecek biçimlerde oyun oynama ya da oynatma yerine 1946 Sendikalar Birliği’nin İlerici-Sendikacılık anlayışı, 1963 Kavel Grevi, 31 Aralık 1961 Saraçhane Mitingi ve 1970 - 15/16 Haziran Direnişi’nde rol ve sorumluluk alan Modern Proletaryanın militan, destansı, vakur, dik ve onurlu tavrı örnek alınmalıdır. Devrimci ve tarihsel önemi olan bu eylemlerde şimdiki gibi zil, davul-zurna eşliğinde oyun oynanmıyordu. Geleceği kazanmak yolunda hem bir tarih yazılıyordu, hem de tutulacak Devrimci Ana Halka somutta bizzat yapılarak gösteriliyordu.

Kapitalist anarşi sistemini eleştiren, hak arayan, direnen, grev yapan, bütün kitlesel protestolarda ve kitlesel çıkışlarda bu oyun oynama merakı kendiliğinden oluşmamaktadır. Bu “yöntemi” sendikalar, sendika bürokrasisi, işçi aristokrasisi, küçükburjuva “sol cenah” örgütlerinin etkisindeki kitle örgütleri bilerek gerçekleştiriyordu.

Yaşadığımız coğrafyada ve Bölgemizde önemli gelişmelerle çatışmalar gerçekleştiriliyor. III. Dünya Savaşının tahkimatları yapılıyor. Sınıf mücadelesinin giderek keskinleştiği, önemli bedellerin ödendiği ve de örgütsel güvencelerimizin, teori ve pratiğimizin sınandığı bu süreçte uluslarötesi tekelci sermaye güçleri ve burjuvazi oyun oynamıyor. Kurduğu örtülü ve açık diktatörlük rejiminde ideolojik ve sınıfsal çıkarlarının gereğini yerine getiriyor.

İlkesi ve amacı doğru saptanamamış Grev ve Direnişlerde oyun havaları eşliğinde halay çekenler, ayin törenleri türünden ritüellerinizle, sahi siz ne yapıyorsunuz?

1 Mart 2013

İŞÇİ BİRLİĞİ Gazetesi Çalışanları


Tunceli 8 Mart Kutlaması

Siverek DÖKH-Demokratik Özgür Kadın Hareketi - 8 Mart Kutlaması

Yazıyı arkadaşıma gönder
: E-Posta Adresiniz
: Adınız
: Arkadaşınızın E-Posta Adresi
: Güvenlik Kodu > 490477
: Mesajınız
Tasarım ve Kodlama Sorun Teknik Büro tarafından yapılmıştır.